Edebistan Tüm Yazılanlar
Böyle bir bakışa kim hayır diyebilir ki? İstesek de “hiç kimse” diyemiyorsak dile düşen bir ağırlık, sözcükleri seçip sıralamak ne zordur o vakit. Kar...
Dilek Kartal’a ithafen Aslıhan Sahaflar Çarşısı’nı didik didik ettim o gün. Bulamadım kitabı. İnternetten bak dedi birkaç sahaf. Diğerleri yok diye...
Sırtını silik görüntüsüne döndü. Tenhalığı fırsat bilen düşünceler. Kılıçlarını kınlarından çıkardılar. 40, 39, 38... Zaman. Önüne kattıklarıyla...
I Pencereden, gökyüzüne uzanan balonları seyrediyordu. Hayatında gördüğü en güzel şeydi onlar. Mavi, sarı, kırmızı... Çeşit çeşit balonlar. Balo...
Basık. Rutubetli. Kesif sigara dumanı ve alkol. Ağır parfümlerin yaydığı baygın kokular. “Avuçlarımda hâlâ sıcaklığın…” Bu son. Berbat bir ak...
Onu bir katilin kurbanını tanıması gibi tanıdım. Yıllarca. Bir yerlinin bir sömürgeciyi tanıması gibi tanıdım, bütün ayrıntılarına dikkat kesilerek. B...
Başını kaldırıp gökyüzüne bak! Orada kendi göğ yüzünü göreceksin. Korkma! Hadi kaldır. Kaldır, daha yükseğe. Çünkü son kez göreceksin yüzünü… Birde...
Otuz yaş çizgilerin, akların, hastalıkların ulağı olmakla kalmadı ne yazık. Ruhla bedenin, kalple aklın mutlak savaşıydı. İnsan hayat denen akıntıy...
Korna sesi ve ardından yaşanan o tatlı telaş. “Oğlum koşturma, yavaş!” “Tamam anne” Merdivenlerden inerken hep böyle seslenir arkamdan. Düşüp...
-Beyaz, dedi uzun boylu olan. -Bembeyaz, dedi ikinci adam. Üçüncü konuşmadı. Yerdeki beyaz şeye bakıyorlardı. -Bu iş sana kalır, dedi uzun...
AVM inşaatında ölen işçilere… 3. Ne güzel bir gün, diye düşündü. Pencerenin kenarındaki puf koltuklara oturmuş, bir taraftan garsonun getirdi...
İlk aklıma gelen Martin Eden oldu. Çünkü onun hikâyesiyle dip denen şeyi hissetmiş, pek bir etkilenmiştim. Eskiden bir şeyler hisseder, okuduklarımdan...
Durdu ve cebinden anahtarlarını çıkardı. Ne vakittir buna alışamamıştı. Oysa merdivenleri çıkarken kapı çoktan aralanmış olurdu. Yüreğine hoş bir sıca...
Ontolojik sorunları olan bir evliyayım ben. Adım Mahmut. Pirezâdelerin Mahmut diye bilinirdim zamanında sonradan Sultan oldum\olmuşum. Mezarımın üs...
Mekke’den Konya’ya doğru yola çıkıyorlardı. Hazırlıklarını tamamlamışlardı. Kâbe’de eşle dostla vedalaştılar, yükleri ağırdı. Şeyh Sadreddin Konevî...
Kadim dostum Fazıl Sağıroğlu’na… Hücre… Üç adım… Bir-iki-üç; duvar… Bir-iki-üç; duvar… “Konuş” diyorlar! Ne söyleyeyim? Burada insan ad...
Gözlerini kapadı. Sandalın küreklerini bıraktı. Ellerini yana saldı. Nehrin yavaş akıntısında boşlukta süzülüyormuş gibi salınan sandalının ucuna usul...
Babası akşamı kıldırıp eve gelecek de komşuya radyoyu istemeye gönderecek diye içi sızlamaya başlamıştı Ayşe’nin. Uyuyor numarası yapsa akşam yemeği v...
“Kapat gözlerini kimse görmesin…” Selin, kırık dökük bir sonbahar günü iplik iplik yağan ince bir yağmur eşliğinde, senin aşkından bahsediyor. ...
“Çocuktum, ufacıktım, Top oynadım, acıktım. Buldum yerde bir erik, Kaptı bir Ala Geyik.” Ziya Gökalp Sahih, örselenmemiş, billûr, saf sevinçlerd...