Menu
FISILTI
Öykü • FISILTI

FISILTI

Bugün güzel işler yapacağım, dedi evden çıkarken. Kapıda kendini uğurlayan eşine “Allaha ısmarladık” diyerek yürüdü. Kafasında iyi düşünceler yer buldu. Mesela trafikte kızmayacaktı. Çoğu zaman sinirlenir ve yaptığını bilmez hale gelirdi.

Bir defasında kendisine yol vermeyen birine camı açıp bağırıp çağırmıştı. Arabasının el frenini çekip iri yarı adam karşısında susmak yerine köpürmeye devam etmişti. İlk yediği yumruktan sonra etraftan yetişenler adamın elinden zor almışlardı. Sonra bununla kalmayıp adamın arkasından gaza basıp çarpmayı bile düşünmüştü. Neyse ki adamın arabası daha hızlıydı da yetişmemişti Allahtan.

Arabasına bindi ve her zaman yaptığı gibi yaptı. Radyosunu açtı. Ama bu kez farklı bir frekanstaydı kulakları. Kur'an dinliyordu. İçini bir huzur kapladı. Gözü yolda, kulağı radyoda ve gönlü olması gereken yerdeydi. Bir fren sesiyle irkildi. Evden ayrıldıktan sonraki ilk ışıklardı. Önündeki araba ani bir frenle durdu. Ayağı frene gitti. Az farkla vurmadan durabildi. Aniden kızdı. Bağırmaya başladı:

-Lan ö… hiç mi araba kullanmadın sen. Ehliyeti bakkaldan mı aldın? Bu nasıl duruş böyle…

Susması gerektiğini düşündü ama kendini kontrol edemiyordu. İçinden bir ses sürekli onu kışkırtıyordu.

Şuna haddini bildir. Az daha vuracaktın, böyle fren mi yapılır? Bunlara dersini vermezsen önünü alamazsın…

Bu sesler onun öfkesini kabartıyor, sesin sahibini mutlu ediyordu. Tam arabadan inmek için elini kapıya attığında küçük bir kedi yavrusunun canını zor kurtardığını gördü. Olduğu yerde kalakaldı. Öndeki sürücü kedi yavrusunu ezmemek için kaza yapma pahasına da olsa fren yapmıştı. Sustu. Suskunluğu ne güzeldi.

Sanki bu duygulardan uzaklaştırmaya çalışan birinin gayreti seziliyordu. Tekrar fısıltılar gönlüne doğru hücum etti.

“Kediyse kedi, senin araban gidiyordu az daha. Bir kedi için başkalarını rahatsız eden bu adama haddini bildir…”

Bu kadar süslü sözlerle fısıldayan bu işi iyi biliyordu. Öfkelenmesini bile çok önemli bir güzellik olarak sunuyordu. Hatırladı, “öfke şeytandandır” cümlesini camide duymuş olmalıydı. Vaiz anlatmıştı: Şeytana karşı dikkatli olun. Sizi kandırmak için her şeyi yapar...

Olduğu yerde kalakaldı. Ayağı frendeydi. Arkadan gelenler kornalarına basıyordu durmadan. Yolu kapattığını bile unutmuştu. Çarpılmıştı adeta. Arkadaki arabadan inen şahıs camı tıkladı. Kendine geldiğinde adamın kendisine bir şeyler söylediğini gördü. Camı açtı.

Adam,

-Kardeşim, bir şeyin yok değil mi? Allah korusun başına bir şey gelmiş sandım, dedi ay gibi parlayan yüzüyle.

Kendinden ve yaptıklarından utandı. Az önce aynı durumda kendisinin yaptıklarıyla bu adamın yaptıklarını kıyasladı. Yazık bana, dedi duyulmayan bir sesle.

Adama döndü,

-Yok bir şey, iyiyim, dedi ve yürüdü.

Kafasında sabah çıkarken aldığı kararların kim tarafından bozulduğunu anlamış olmanın buruk duygusu ile yoluna devam etti.

-Şeytan, dedi. Yine başardın. Açık bir düşman olarak açıktan kararımı bozdurdun… Bir daha asla, bir daha asla…