Menu

Öykü

Edebistan Tüm Yazılanlar

  • KISA FİLM
    KISA FİLM

    Bir kış günü… Mezarlık… Çam ağaçlarının dallarına tünemiş birkaç tembel güvercin, meraklı bakışlarla etrafı gözetliyor. Ağaçların arasında münzevi ...

  • SUSKUNLUK
    SUSKUNLUK

    Kapıyı iki kere kilitleyip yola çıktılar. Durak yakındı, kalkmak üzere olan belediye otobüsüne bindiler. Orta kapı hizasında iki boş koltuk bulup o...

  • YOK
    YOK

    Sessizce geçip gidecektim, peşimde gölgemle: Gölge gibi, susku içinde, öylece… Hiçbir iz bırakmayacaktım; bırakmadan… Olmadı… Başım döndü; yalpa...

  • TUĞRALI YALDIZ
    TUĞRALI YALDIZ

    İstanbul'la tanışıklığımızın ilk yıllarıydı. Varını yoğunu büyük kentlere kurban vermiş, küçük, ölü bir kasabadan  gelmiştim. Bu delicesine büyük şehi...

  • İÇİNDEKİ YÜZÜNDEN
    İÇİNDEKİ YÜZÜNDEN

    Orta yaşlarda olduğu sanılan, saçları kısmen dökülmüş, yüzünün derisi sarkık bir adam, karşısında saygıyla titrediği, bir yanlış yapmamak için eğilip ...

  • CEBİMİZİN BEREKETİ ARTSIN
    CEBİMİZİN BEREKETİ ARTSIN

    Arkadaşıyla şehrin kalabalık caddelerinde bir ırmak gibi akıp giden insan selinin içinde (çoklukta, yokluk ve varlığın yaşandığı bir günde) yürüyordu....

  • AYDINLIK KORİDOR
    AYDINLIK KORİDOR

    Delikanlı çıkmaz bir sokağa girmişti. Köhne, döküntü, tek katlı, çoğunluk kireçle badalanmış evlerin olduğu Karanfil Sokağın başında oturuyordu sevdiğ...

  • BİR LİRALIK SEVİNÇ...
    BİR LİRALIK SEVİNÇ...

    -ahmet kekeç'e- aynalı diyorlar bana. eh, öyleyse, partal üstbaşıma iliştirdiğim renkli kâğıt parçalarından sonra, boynuma aynamı asmalıyım. tamam,...

  • HAK HUKUK MESELESİ
    HAK HUKUK MESELESİ

    Şimdi bir salon tasvir etmeli. Bu, genişçe ama içindekini sıkan, ruha dar gelen; aydınlık ama tekinsiz insan çehresi gibi üzgü verici; sevimli ama yak...

  • ANAA! DUUZ!
    ANAA! DUUZ!

    Kış günlerinde üç beş kişilik guruplar toplanır kendi aralarında eğlenir, konuşur, vakit geçirirdi. Bu guruplara “barana” denirdi. Bunların birinde ke...

  • VUR ABALIYA...
    VUR ABALIYA...

    Vaktiyle Manisa’nın bir köyünde, ailesinin nafakasını kazanabilmek için, canını dişine takarak çalışan güzel huylu, mert bir çiftçi yaşardı. Daha saba...

  • YARIN İLK İŞ
    YARIN İLK İŞ

    Satarım makineleri bakarım başımın çaresine diyorum. Kaç senedir diyorum bunu? Beş senedir. Satarım makineleri bakarım başımın çaresine, az etmezler. ...

  • PALTO
    PALTO

    Geceydi. Yalnızdı. Mezar kapısının yapışkan, soğuk koluna dokunduğunda içinde garip bir his uyandı. Korkuyor muydu yoksa? Böyle bir his acaba onu en s...

  • TURİST İKRAMI
    TURİST İKRAMI

    Camiden içeriye adımını atarken sallandığını, yalpaladığını düşündü. Şaşkındı. Ne yapacağını bilmez bir şekilde ayakkabılarını çıkardı. Yüzü gül...

  • PANSİYON
    PANSİYON

    “Her şey bir hikâye miydi, bir kurgu muydu?” diye sordu. “Hayır. Yani evet! Hem öyle, hem de değil. Bir dahaki karşılaşmamızda meselenin aslını ken...

  • AYSİMA
    AYSİMA

    Yolundan döndürülmüş, hayalperestlikle suçlanan biriydi o. Durmadan tıkanan bir soluğun… “Şimdi beni dikkatle dinlerseniz, ne demek istediğimi a...

  • YER UTANDI (GÜL'DÜ)
    YER UTANDI (GÜL'DÜ)

    kötü kötü baktı yollara.. bitkinlik ve hınç karışımı. hiddetden bıyıkları titrerken, nedense için için güldü. altı yana uzayan yedi kuyruklu kay...

  • ZELZELEYİ BAŞLATAN ÇOCUK
    ZELZELEYİ BAŞLATAN ÇOCUK

    mehmed ali verçin’e bunu hâlâ kimseye söylemedi: altı yedi yaşlarındayken bir zelzeleyi başlatmışdı. kırk küsur senedir ve  elliye dayanmış merdübâ...

  • ECZANE
    ECZANE

    Havada  yoğun bir sıcaklı  var. Sabahın erken saatleri bile sıcağın dayanılmaz hararetinden nasibini alıyor. Anlım terden ıslanmış. Dokunduğumda parma...

  • YAĞMURLARLA ISLANMAK
    YAĞMURLARLA ISLANMAK

    Sevinç Çokum Hanımefendi’ye Aydınlıklar evlerin kırmızı kiremitten çatılarına, gökdelenlerin doğuya bakan yüzlerine az sonra vuracaktır. Bir şafak ...