Menu
SELMA AKSOY TÜRKÖZ İLE SÖYLEŞİ
Söyleşi • SELMA AKSOY TÜRKÖZ İLE SÖYLEŞİ

SELMA AKSOY TÜRKÖZ İLE SÖYLEŞİ

İkinci kitabın ilkinden zor olduğunu söyler kimi yazarlar. İlk kitabın yakaladığı çıtayı yukarı taşımak ve tekrara düşmeme gerekliliğini gösterirler sebep olarak. Haklılar mı sizce?

Birilerine hak vermek ya da vermemekten öte, konuya kendi çerçevemden bakmak isterim, çünkü öbür taraf, farklı bir boyutu meselenin. Talep olduğunuz her şeye zora talip olma çerçevesinden bakarsanız, birinci, ikinci ya da üçüncü kitap fark etmez, her şeyin zor olduğunu düşünüyorum ya da tersinden bir o kadar kolay. Tabii ki her zaman kendimizin bir adım önüne geçmeliyiz. “İki günü birbirine eşit olan zarardadır.” düsturunun öncelendiği bir camianın mensuplarıyız. Geçmişte yazdıklarıma dönüp, “şurası aslında daha iyi olabilirdi.” diyemiyorsam, yerimde sayıyorum demektir. Bu, eskiden yazdıklarınızın değersiz olduğu anlamına gelmez, bir çeşit Panta Rhei meselesidir yani, sizin farklı bir yolculuğa çıktığınızın işaretidir.

Günlük hayata yakın karakterler ve olaylar yer alıyor kitapta. Suriyeli mülteciler, hastane kuyrukları. Nasıl seçiyorsunuz konularınızı?

“Onlar beni seçiyor” gibi vahiy referanslı bir cevap vermeyeceğim tabii :). Planlanmamış bir seçim bu. Aslında bir seçim bile değil, sadece bir şeyler tetikleyici olabiliyor; kalbe değen bir bakış, bir şahitlik, bir cümle, bir dize, bir film, bir resim…

“Işıltı’da” çok finalli bir hikâye. Niçin tek finalle yetinmediniz?

O öyküde biraz deneysel yaklaşmaya çalıştım, diyebiliriz. Öykünüzü her kesimden, farklı eğitimlerden geçmiş, farklı ruh hâllerine sahip, farklı ‘son’lar beklentisi içinde olan insanlar okuyabilir. Bazen ben de bir başkasının öyküsünü okurken veya çevirisini yaparken keşke sonu şöyle kurgulansaymış dediğim olabiliyor, gerçek hayatta çok farklı final seçenekleriyle karşılaşsak bile aslen bunların hiçbiri bizim elimizde değildir, bari öyküde olsun. Edebiyatın en çok bu yönünü seviyorum, başlangıçlar ve sonlar hep sizin elinizde.

Çeviri yaptığınız zamanlar yazmaktan “çaldığınız”, yazmaktan “kaçamak yaptığınız” zamanlar mı yoksa yazmaya dahil edebileceğiniz, onu besleyen bir süreç mi?

İkisi de. Hayatımda yazmaktan çalarak yaptığım o kadar çok şey var ki çeviri bunların en hafif olanlarından. Yanlış hatırlamıyorsam Tolstoy’du galiba, iyi yazabilmek için günde en az on sayfa çeviri yaparmış, inşallah uzun vadede öykücülüğüme katkısının olacağını düşünüyorum çevirinin, öyle ümit ediyorum.

“Gökkuşağı”nda Poe’nun “Kızıl Ölüm Maskesi” ile güncel pandemi atbaşı gidiyor. Aynı zamanda da Poe çevirmenisiniz. Öykücülüğünüz ile çevirmenliğinizi birleştiren bu öykü sizin için nasıl bir tecrübe oldu?

Poe, kitabını çevirdiğim ilk yazar. Bendeki yeri hep ayrı olacak. Onu bir öyküme misafir etmek istiyordum, “Gökkuşağı”na nasip oldu. “Gökkuşağı”na, pandemi, sıkıntılı durumlar, zor işler, ağır sorumluluklar ve hâlden anlamayan insanlara dair bir perspektif çalışması olarak bakılabilir, o da kaotik bir öykü ama “Kızıl Ölüm Maskesi”, “Gökkuşağı”na göre daha ümitsiz bir öykü, sonunda ölüm var. Benim için güzel bir tecrübe oldu, yeni bir şey denemiş oldum en azından.

Kitap yeni çıktı, yine de sormak isteriz. Gündeminizde hangi çalışmalar var?

Evet, ikinci öykü kitabım Muhit Kitap etiketiyle mart ayında çıktı. O, kapanmış bir sayfa artık benim için. Şimdi ileriye bakma zamanı. Çok okuyup az yazmaktır esas, bu anlamda çok okumayı özlüyorum, çünkü yeteri kadar zaman ayırabildiğimi düşünmüyorum okumaya. Bir yandan yeni çeviriler yer alıyor gündemimde diğer yandan devam eden bir doktora eğitimim var, onlara da yeteri kadar vakit ayırmam gerekiyor. Yeni bir dil öğrenmek istiyorum, yeni bir eğitim almak, yeni bir ülke görmek, yeni bir yola girmek, yeni bir…

SUAVİ

1972 İstanbul doğumlu. İlk şiiri 1991 ekim ayında Türk Edebiyatı dergisi okur mektupları sayfasında yayınlandı. Pek çok dergide dergi ve gazetede yazı, şiir ve röportajlarıyla yer aldı. Sebepsiz Serçe, Taş Suya Değince, Heves ve Tövbe Gölgeliği isminde dört şiir kitabına, Kırk Gri Hırka ve Dünyanın Çekmeceleri isminde iki hikaye kitabına imza attı. Ayrıca Pierre Karton namı-ı müstearıyla Horkhaymır’dan Alzhaymır’a Türk Aydını isimli bir de mizah kitabı mevcut.

Daha fazla görüntüle