
eylül gecesi bir ağıt gibi
usulcacık saniyelerin üzerinden geçer gider
I
Akşamın ölçüp biçtiği
İkimize ödünç verdiği ateşten
Soluk vardı
Sen gülden geliyordun
Buzun olduğu yerden ben
Bu yüzden usul usul söyledim
Usulcacık söyledim denizden
Gökyüzü aktığı vakit gözlerinden
II
Dudağım kanar dil dökmelerden
Ayakucunda sözcüklerim dilenir
Başucunda söylenmeyenin âlâyişi
Sımsıcak kirpiklerinde erirken zaman
Öremediğim perçemim ağardı
Geliş gidişlerle
Aktım bir azaptan ötekine
Dünyanın bütün uzaklıkları bendeymiş gibi
Bir göçün dağınıklığı içinde
III
Alev bana sarılırsa bir gün
Taşlaşır rüzgâr
Batar bende küller
Küser sabah
Gözlerimde kırıp geçen kuraklık
Ellerimde çilli bir güz
Buzulların suyunda boğulmuş
Ağıtla uyaklı
Kapını açtığın bu yürek
IV
Yanımda yaşıyorsun
Duyuyorum
Buzlar gibi
Bana benzeyerek
Kırağı olmuş soluğum
Gecenin çökmüş yanağında / oysa
Burası değildi yerin
Sen çalıları uçurdun baharla
İstilacı saçların gök mavisi kirpiğinle
Deniz dolu gülüşünle deli dolu
Ben hayatın sel yollarında
Nâr-ı siyahta
V
Topraklanmış bir ağza değer kar
Bir tutam suskun sözle beraber
Günden güne çoğaldılar
Yıllardır bildiğim ağaçlar
Gövdelerinden kırıldılar
Yoruldun sen / de biliyorum
İşte geçti / gitti bitti
Bitmeyen göçü başladı güzün
Öldü kokusu güllerin
Neyle ölçülür hüznün
VI
Zaman toplanır çınarda
Sağılır kaynak gibi
Söndürür yangınımı
Alev de batar
Yavaş yavaş ve ağır
Uzaktaki kumda
Hacettepe Üniversitesi Almanca Biyoloji Öğretmenliği’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Fen Fakültesi Sistematik Zooloji Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. TÜBİTAK Deniz Bilimleri Çevre Araştırma Grubu’nun projelerinde araştırmacı olarak çalıştı. Şiirleri halen Edebi Kültür Dergisi sitesinde yayınlanmakta.