Menu
TAHKİYE YÖNÜYLE HZ. YUSUF KISSASINA KISA BİR BAKIŞ
Deneme/İnceleme/Eleştiri • TAHKİYE YÖNÜYLE HZ. YUSUF KISSASINA KISA BİR BAKIŞ

TAHKİYE YÖNÜYLE HZ. YUSUF KISSASINA KISA BİR BAKIŞ

Gerçekten Yusuf ile kardeşlerinin kıssasında sorup ilgilenenlerin alacakları nice ibretler vardır. ( Yusuf. 7 )

Kurandaki kıssalar, dinin kendini takdim ettiği en önemli anlatım yollarından biridir. Her biri birer ibret levhası olan kıssaların gönderiliş amacı, inananlara bazı konularda ders vermektir. Bu yönüyle 111 ayetten oluşan Hz. Yusuf suresi de inananlara önemli mesajlar iletir.

Kuranda diğer peygamberlerle ilgili kıssalar farklı surelere serpiştirilirken Hz. Yusuf’un hayatı ve peygamberliği ayrıntılarıyla ve tarihi sırası içinde sadece bu surede verilir. Bir rüya ile başlayan, içinde başka bir rüya da bulunan bu sure, rüyaların hakikatleri ve hadiselerin tevili hakkında bilgi verir. Köle olarak satıldığı bir ülkenin başkentinde, uğradığı bir iftira neticesinde suçsuz olarak hapiste yatan; suçsuzluğu anlaşılınca hapisten çıkan ve önemli bir devlet görevine gelen peygamber oğlu peygamberin hayat hikâyesi ayrıntılı bir şekilde anlatılır. Diğer peygamberlerin pek çoğunun kıssasında helak unsuru bulunmasına karşın; bu kıssada, herkesin bir olgunluğa ulaşması ve hatalarını anlayarak onlardan sıyrılmaları söz konusudur.

Hz. Yusuf kıssası, klasik hikâyenin üç temel unsuru olan serim, düğüm, çözüm sıralamasına göre anlatılır. Kıssada merak unsurlarının bolca bulunması ( Hz. Yusuf, kuyudan çıkabilecek mi? Hz. Yusuf zindandan kurtulabilecek mi veya nasıl kurtulacak? Hz. Yakup oğluna kavuşacak mı? Züleyha amacına ulaşabilecek mi?...) ve bu merak unsurlarının ana düğüm olan “ Hz Yusuf’un akıbeti ne olacak?” sorusunun etrafında örgülenmesi; sık sık diyalog cümlelerine yer verilmesi kıssasının sürükleyiciliğini artırmaktadır. Bütün bunlar okuyucuyu yavaş yavaş doruk noktasına ( climaks) götürmektedir. Doruk noktasında Hz Yusuf, Züleyha ile sınanır. Belki de bu sınanma neticesinde Hz Yusuf kıssası en güzel kıssa (ahsen’ül kassas) olmuştur.

Hadiseyi daha iyi kavrayabilmek için olayın meydana geliş biçimine ve dönemin genel sosyal yapısına biraz bakmamız yeterli olacaktır. O dönemde Mısır’da ilahi dinden bazı izler bulunuyordu. Bir yüce yaratıcı kabul edilse de bunun yanı sıra pek çok tanrıya inanılıyordu. Saray halkı ve başkent sosyetesi ahlaki bir çöküntü içinde idi. Kadınlar karşılıklı rekabet, eğlence ve ziyafetlerle meşguldüler. Evlerde kadın hâkimiyeti vardı.

İşte bu şartlar altında Hz Yusuf’la baş başa kalmak için fırsat kollayan Züleyha, aradığı fırsatı en sonunda yakalar ve “Haydi yaklaş bana” (Ayet 23) diyerek Hz. Yusuf’un nefsinden kam almak ister. Hz Yusuf ise bir peygamber ferasetine ve vakarına yaraşır bir tarzda “Rabbim! Bunların beni yapmaya çağırdıkları şeyi işlemektense zindanı tercih ederim.” ( Ayet 33) diyerek bu sınanmadan da anlının akıyla çıkmayı başarmıştır.

Kuyuyla, Züleyhayla ve zindanla imtihan olduktan sonra kader olumlu yönde tecelli etmeye başlamış; Hz Yusuf,  Mısır’da o zaman için önemli bir görev olan, maliyenin başına getirilmiştir. Daha sonra ailesine kavuşmuştur. Bu yönüyle kıssa, “ ayrılık-kavuşma-mutlu son” sıralamasına tam olarak uymaktadır.

Kıssanın sonunda Hz Yusuf, babasıyla kardeşlerine kavuşmuşken ve büyük bir maddi refaha ermişken “… Ey gökleri ve yeri yaratıp değişmez bir sistem ve prensipler üzerine oturtan! Beni müslüman olarak vefat ettir ve salihler içine kat.” ( Ayet 101 ) diye dua eder. Hz Yusuf bu duasıyla, en büyük nimetin müslüman olarak can verip salihlere katılabilme olduğunu vurgular.

Kıssadaki karakter tasvirleri de karakterlerin durumuna uygun olarak verilmiştir. Örneğin Hz Yusuf’un dillere destan güzelliğinin tasvirinin, onu görmeye gelen kadınların onu görünce heyecandan bıçakla ellerini kesmeleri ve şaşkınlıklarının “ Hâşâ! Allah için bu bir insan olamaz; bu pek kıymetli bir melek!” ( Ayet 31 ) şeklinde belirtilmesi kıssaya belagat yönüyle ayrı bir güzellik katmıştır. Ayrıca Hz Yusuf’u kuyuda bulup satanların onun gerçek değerinden habersiz, insanları tanımaktan aciz, birer kaba çöl insanı olmaları “… Sucu kovasını kuyuya saldı. Sucu bağırdı: Hey müjde bir civan, dedi. Onu bir ticaret malı olarak saklayıp korudular” ( Ayet 19) şeklinde verilir.

Kıssada açık ve kapalı mekanlar ( saray, Züleyha’nın evi, zindan.. kapalı mekanlar; Mısır, Kenan diyarı.. açık mekanlar) vardır. Şahıs kadrosu yönüyle de kıssa, Kuran’daki en kalabalık şahıs kadrosuna sahiptir. (Yaklaşık on iki kişi) Ancak olaylar daha çok, Hz Yusuf başta olmak üzere; Hz Yakup, Züleyha ve Hz Yusuf’un kardeşleri etrafında dönmektedir. Hz Yusuf ve Hz Yakup pozitif şahıslar olarak karşımıza çıkarken Züleyha ve Hz Yusuf’un kardeşleri kıssanın başında negatif, sonunda ise hatalarını kabullendikleri için pozitif şahıslar olarak karşımıza çıkarlar. Bu yönüyle kıssada baştan sona kadar negatif şahıs yok gibidir. Negatif şahıs olarak sadece şeytanı söyleyebiliriz.

Kıssada bazı yerlerde geriye dönüşler ( flash back ) [ … Ve daha önce babaları İbrahim ve İshak’a olan nimetini tamamına erdirdiği gibi… ( Ayet 7 )]; iç diyaloglar [İçinden dedi ki, asıl kötü durumda olan sizsiniz. İleri sürdüğünüz iddiaların içyüzünü Allah pekiyi biliyor ya, o yeter. (Ayet 77)] yer alır.

Kıssanın anlatıldığı surenin bir diğer özelliği de kelime ve telaffuzların mana ile tam uyum halinde bir musiki oluşturmasıdır. Örneğin Hz Yusuf’un atıldığı kuyu “kuyunun derinlikleri…” ( Ayet 15 ) “gayabetil cübb” olarak ifade edilir ki; bu ifade de “gayabet” kelimesiyle içe doğru bir derinlik sezildiği gibi “cübb” kelimesi de kuyuya düşen bir insanın veya cismin kuyuya düşünce çıkardığı “cubb” sesini anımsatır.

Ayrıca olayların kronolojik sırasına uygun olarak anlatılması; kuyu, zindan, rüya gibi modern öyküde de çokça kullanılan metaforlara yer verilmesi; içinde, karşılık bulamayan bir aşkın yer alması kıssaya canlılık ve derinlik kazandıran diğer unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bütün bu özellikleriyle Hz Yusuf kıssası günümüz insanına çok önemli mesajlar iletmekte ve “en güzel kıssa” unvanını layıkıyla hak etmektedir. Klasik edebiyatımızda birçok “Yusuf u Züleyha” mesnevisinin yazılması da bunun en önemli delillerinden biridir.

Kıssada Hz Yusuf;  ahlaklı bir idareci, hapishaneyi medreseye çeviren örnek bir eğitici, bir iffet abidesi, hoşgörü kahramanı olarak karşımıza çıkmakta ve günümüzde arzulanan ideal insan modelini ortaya koymaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar:

Kuran-ı Kerim’in Açıklamalı Meali ( Ali Ünal)

Kuran-ı Kerim’in Açıklamalı Meali ( Prof. Dr. Suat Yıldırım )

Türk Öykücülüğü Özel Sayısı ( Hece Dergisi )

(ARALIK 2010)

İSMAİL

1983, Kayseri-Develi doğumlu. Selçuk Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 2005’te mezun oldu. Öyküleri Muhayyel, İtibar, Post Öykü, Aşkar, Temmuz, Hece Öykü, Mahalle Mektebi, Yumuşak G dergilerinde yayınlandı.Eserleri:Öykü: Gergin Bir Yay(2014), Sonrası(2015), Deliliğin Evrensel Tarihi(2019)Roman: Ölüm Kadar Güzel(2017)

Daha fazla görüntüle
Diğer Yazıları