Menu
CERCİS USTA
Deneme/Eleştiri • CERCİS USTA

CERCİS USTA

Cercis Usta 1921 ya da 1922 Malatya’da dünyaya gelmiş söylenenlere göre. Ailesi Malatya’ya şu an Battalgazi diye bilinen Eski Malatya’dan göç etmiş. Babası Vahab Efendi’nin bez (galiba curfa deniyor buna) dokumacılığı yaptığını ve maddî anlamda oldukça iyi bir duruma sahip olduğunu, ancak kendisi henüz 7-8 yaşında iken vefat ettiğini biliyoruz. Küçük kardeşi Feride hatırlamasa da, Cercis babasının hayal-meyal hatırlamaktadır. Vahab Efendi’nin vefatından sonra ise Rus zulmünden kaçan Erzurum muhaciri bir babalığı olacaktı Cercis Ustanın.

Cercis Usta küçük yaşta iken berber çırağı olarak mesleğe atılmış. Askere gidinceye kadar çırak, II. Dünya Savaşına denk geldiği için dört yıl sürecek olan askerliğinden sonra ortak olarak çalışmış. Daha sonra ise yaklaşık altmış sene boyunca Malatya’da ve yine aynı dükkanda berberlik yapmış. Malatya’nın pek çok ünlüsünün berberiydi Cercis Usta. Turgut ve Korkut Özal kardeşler de bu ünlülere dahildi. Mesleğinde oldukça mahirdi Cercis Usta. Devrinin şartlarına göre oldukça iyi giyinir ve her gün evinden oldukça iyi ütülenmiş elbiselerle çıkardı. İş yerine geldiği zaman ise beyaz iş önlüğünü giyerdi. Çok titiz ve iyi yapardı işini. Özel müşterileri de vardı tabii ki. Mesela her gün veya gün aşırı sakal tıraşı olmaya gelenler. Onlar özel bir muameleyi hak ederlerdi. Bu tüp müşterilerin tıraş olduğu usturaları (ki o devirde usturalar oldukça kalın derilerle bilenirdi) umumunki ile karıştırmaz, onların üzerine müşterilerinin isimlerini yazardı Cercis Usta.

Devrin ihtiyaçları, berberi sadece berber olmaya mahkum etmemişti henüz. O da çoğu berber gibi vakti gelen çocukları sünnet etmekte de mahirdi. İçerisinde bir nevi ameliyat malzemelerinin bulunduğu (muhtemelen üç-beş adet keskici alettir) siyah körüklü çantasını alır ve sünnet düğününün olduğu eve giderdi. Çok fazla tıbbî malzemenin olmadığı devirde çocukların canının biraz yandığını düşünmek mümkün. Bu şekilde pek çok insanı tıraş etmenin yanı sıra hatırı sayılır miktarda gencin de üzerinde silinmez etkiler bıraktığını düşünebiliriz.

Cercis Usta iki evlilik yapmıştı. İlk olarak Kernekli Fadime Bacının kızı Memnune hanımı almıştı. Oldukça yakışıklı olan bir beyefendi olarak güzel bir hanımla evlenmişti. Memnune Hanım da kendisi gibi sanatkardı. O da, bir odasını bir nevi atölye olarak kullandığı evinde genç kızlara çeyiz hazırlardı. Hatta işleri çok yoğun olduğu zaman çevre evlerdeki birkaç kız kendisine yardıma gelir, muhtemelen ufak-tefek de olsa ailesine katkı sağlardı. Özenle hazırlanan kıyafetler ise evin antresinde meraklı bakışlara sunulurdu.

Evleri ise tam olarak Kernek suyunun yanındaydı. Ve bahçelerinin namı herkes tarafından bilinirdi. Mesleği icabı kesici aletleri oldukça iyi kullanan Cercis Ustanın gül bahçesi gerçekten görülmeye değerdi. Her gün işinden döndüğünde hemen bahçesine girerdi ilk olarak. Mevsim gelince insanın ta gönlüne işleyen gül kokularına gark olurdu bütün bahçe ve ev. Onları özenle budar, hepsine evladı gibi bakardı. Bir de Malatya’da daha adam-akıllı limon bilinmezken, özel bir saksıda limon yetiştirir ve dalından kopararak ikram ederdi misafirlerine.

Yıllar geçmişti işte. Her insan teki gibi Cercis Usta da yaşlanmıştı. Önce mesleğine nokta koydu onlarca kalfa ve usta yetiştirdikten sonra. Daha sonra her vakit namazını Teze (Yeni) Cami’de eda etmeye gayret gösterdi her yaşı kemâl bulan Malatyalı gibi. Evinden oraya her vakit yürüyerek gider-gelir, eski dostları, müşterileri ile orada buluşurdu artık. Gözünden bir iki ameliyat geçirdi ve bir gözünü kaybetti. Türlü sağlık sorunları ise her ihtiyar gibi her daim yanında şu an. Ne zaman ziyaretine gitsek, dolgun ve neşeli sesi ile karşılardı bizi. Ama son görüşümüzde artık bahçesi eski bahçe değildi, tıpkı kendisinin eski Cercis Dayı olmadığı gibi. Yıllar geçmişti işte. Her insan gibi Cercis Usta da yaşlanmıştı…

Ustalıkların eskisi gibi değer bulmadığı ve gerçek ustaların çok az yetiştiği günümüzde, altmış yıl boyunca aynı mekanda ve başarıyla mesleğini icra etmiş olmak pek de ilgi çekici olmayabilir. Ancak unutulmamalı ki, arkada iyi bir nam ve şahitlik bırakmak gerçekten önemli. Biraz da olsa Malatya’nın eski havasını bilen herkes ileride hayırla yad edecektir Berber Cercis Ustayı.

Onun hayatı aslında pek de yabancısı olmadığımız bir hayat. Emeklemeleri, yükselişleri, vasatı buluşu ve yeniden gerileyişi ile tam olarak her insanın yaşayacağı cinsten bir hayat. Önemli olan ise ısrarla sıradan bir hale gelen hayatları anlamlı kılmak ve arkada anlamlı bir iz bırakmak. Öyle bir iz ki, takip edilebilsin, örnek alınabilsin. Ve en sonunda öte dünyada lehimize şahitlik edecek birilerini var etsin.

Ve Rabbim Cercis Ustaya hayırlı ömürler versin…