Menu
ASİL ÇAM İLE SÖYLEŞİ
Söyleşi • ASİL ÇAM İLE SÖYLEŞİ

ASİL ÇAM İLE SÖYLEŞİ

“Gerçek” ve “gerçekçilik” biraz geri planda kalmış gibiydi. Sizin “Ölümlünün Yaşam Fragmanları” bu eğilimin epey dışında. Siz bu poetik duruşu nasıl yakaladınız/inşa ettiniz?

Aslında temel olarak “gerçek” ya da “gerçekçilik” geri planda diye böyle bir girişimim olmadı. Anlatmak ve araştırmak istediğim şeyler insanların yaşam mücadeleleriyle ilgili olduğu için böyle öyküler ortaya çıktı. Popüler kültürün pompaladığı “varsayılan” hayat biçiminin yanında, tüm bu modern hayatın yaşanmasını sağlamak için çalışmak zorunda olan insanların varlığı belki de bu poetik duruşun temelini atmış oldu.

Öyküleri yazarken bir araştırma aşamasından bahsedebilir miyiz?

Gerçek zamanlı bir araştırmadan bahsedebiliriz, yaşarken araştırmak… Yaşadıklarımızı belli bir analize tâbi tutmak, kokuları, sesleri, kıyafetlerin rengini ve insanların yüzündeki ifadeleri belli bir bütün içinde anlatabilmeyi başarmak için araştırmak… Zamandan ve plandan bağımsız, doğaçlama bir çalışma bahsettiğim.    

Beri yandan “gerçekçilik” dediğimiz edebi birikimde de farklı bir soluk yakalamış durumdasınız. Güçlü bir psikolojik boyut söz konusu metinlerinizde. Bu dengeyi nasıl kuruyor ve nasıl koruyorsunuz?

Yaşayarak. Yaşamaya çalışan insanların yanında bulunarak. Onlara hüzünlenerek değil, onları belirginleştirmek için fark edilmeyen özelliklerini ortaya çıkarmaya çalışarak. Koruma kısmı da biraz yazıya bakışımla alakalı sanırım. Yazıyor olmanın toplum içindeki konumuyla değil de anlatmak istediklerimi ifade edebilmekle ilgilendiğim için bir tür standart oluşmuş oluyor.

Huzurevleri, depolar, icra daireleri… Kolektif mekânların yazdıklarınızda özel bir yeri var. İş hayatının da benzer bir işlevi var öykülerinizde. Biz önceki dönemde kimi metinleri hicvetmek için evinin penceresinden dışarı bakıp anlaşılmamaktan şikayet eden hikaye karakterinden bahsederdik. Siz karakterlerinizi bu tipten rahatsız olarak mı çıkardınız yoksa tamamen kendi gündeminiz miydi?

Yazma uğraşının henüz başında biri için öncelik ekosisteme yönelik bir tepki geliştirmekten ziyade, arkasında durulacak kelimeler üretmek oluyor bana kalırsa. O yüzden kendi gündemime odaklandım ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım.

 Öyküler arasında kurulan bağ, roman da yazabileceğiniz/roman yazmak isteyebileceğiniz fikrini uyandırıyor. Ufukta var mı bir roman?

Kitaptaki öyküleri 2019-2020 yılları arasında yazmıştım ve 2020 Mart ayında bu öykü dosyasını hazırlamıştım. Bu dosyanın bir kitaba dönüşmesini beklemeden anlatmak istediklerimi anlatmaya devam etmek için bir roman üzerinde çalışmaya başladım ve 2022 Nisan’ında bitirdim.  Bu sıralarda da ikinci roman dosyası üzerinde çalışıyorum. Yani ufuktan daha yakında, çekmecemde bir roman var ve en kısa zamanda okuruyla buluşacak diye düşünüyorum.

SUAVİ

1972 İstanbul doğumlu. İlk şiiri 1991 ekim ayında Türk Edebiyatı dergisi okur mektupları sayfasında yayınlandı. Pek çok dergide dergi ve gazetede yazı, şiir ve röportajlarıyla yer aldı. Sebepsiz Serçe, Taş Suya Değince, Heves ve Tövbe Gölgeliği isminde dört şiir kitabına, Kırk Gri Hırka ve Dünyanın Çekmeceleri isminde iki hikaye kitabına imza attı. Ayrıca Pierre Karton namı-ı müstearıyla Horkhaymır’dan Alzhaymır’a Türk Aydını isimli bir de mizah kitabı mevcut.

Daha fazla görüntüle
Diğer Yazıları