
kaynağını uçurumlardan almış bir yazda
avucumda dövmesi kaldı baharın
biraz karmaşık
ve abartılmış
ya da anlaşılmaz
bir yara izi gibi
hazanın soldurduğu ışık
söndürdü mum alevindeki humar bakışımı
bilemediğim yağmurlar yağdı
aşılamaz soğukta pekişen kışa
zaman uçtu uçacak sonsuz bozkırda
son savrulan harman gibi
az kaldı
sayfalar dolusu ahker bırakacağım
boğaza yapışan bir kuraklıkta
bu romans ve taş basması imgelerim var ya
fısıldaşıp karışacak kayıp seslere
karanlığı derin bir gecede
ağıtları çıkarıp koyacağım ortaya
baykuş sesleri cümle yanımdayken
uzayıp bedenimin gölgeleri
ağırlaşacak gün yüzümde
belki
öyle kurak olacak ki mezarım
yılan yatağına mesken
nevruz gülleri açan mezarlıkta
sevgisiz başımda akrep gezecek
korkunun titretişine kalacak etim
toprak gömecek tüm izlerimi
biliyorum
karışırken burgaçta çürümüş güller
kayalarda parmak izlerim kalacak
bir gün artığını gösterirken önümdeki takvimler
ve kapılar kapanırken
ve sonbaharın ayakucu bana değmişken
/kımıltısız
narları çağırmalı şimdi
arduvaz gök altında
dağlara duman devrilirken
dedim lime lime çözülüyorum
beyaz ketenden küçük bir form içinde
yaşamdan başka bir gerçeğe
tüm Tulya’nın cevherlerini hissediş biçiminde
bendeki alakın firakından onca zaman geçti
anlar oldum
görür oldum
bilir oldum
uzun uzun düşünmeme gerek yokmuş
ve
bunca söze
aslında Sen hep oradaydın
işaret parmağımın
çizgilerinde saklanmıştın.
Hacettepe Üniversitesi Almanca Biyoloji Öğretmenliği’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Fen Fakültesi Sistematik Zooloji Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. TÜBİTAK Deniz Bilimleri Çevre Araştırma Grubu’nun projelerinde araştırmacı olarak çalıştı. Şiirleri halen Edebi Kültür Dergisi sitesinde yayınlanmakta.