Menu
Şita’ya Ağıt
Şiir • Şita’ya Ağıt

Şita’ya Ağıt

Tufanın güvercini döndüğünde ağzında zeytin dalıyla

Biz ikimiz Yeûk ve Yegûs gibi yan yana oturacağız

Şita'nın parkında o yaban kavağının altında

Bittiğinde her şey


Vakit ölüme yakın saat yaşamak için çok geç olduğunda

Ütüsü bozuk yüzlerimizden, mor halkalarla bakışacağız

Rengi solmuş gözlerimizle

Keşkelerle

Biriktiremediğimiz güzel hatıralara, sitemlerle.


Bastonumun ucuyla eşelediğim yerde bir mezar var

İçinde kimsesiz bir aşk yatar

Bir avuç toprak desen yoktur üstünde

Yaşanılmamış ne varsa seninle, hepsiyle yekpare


Mesela ne zaman düştüyse gülüşün düşlerime

Getirip serdim bu cesedin üzerine

Sıcaklığını ellerinin

Yahut boynuma sarılamayışını

Birlikte bölemediğimiz her lokmayı


Mesela bir deniz kıyısında sarhoşken aşktan

Topuklarımıza değemeyen suların şafağını

Ve bembeyaz tülbentinle seyranıma karanlıktan

Yalın ayak, benlikten uzak salınamayışını


Hiçbir şeye dek sevmedim seni, sevemem de

Ne ebediyete, ne seveceğine, ne de ölünceye

Tanrı'nın zamanıdır seni sevdiğim yer

Varlıkla muhil daimî bir şimdide


Gözlerin, gözlerimde hapsolduğundan

Mazeretin nazarıyla kördün

Biliyorum kaç asır sürdüğünü her anından

Günbegün

Can çekişmesini rengârenk körlüğünün


Bittiğinde her şey

Şita’nın parkında o yaban kavağının altında

Biz ikimiz yan yana oturacağız

Vakit yaşamak için çok geç olduğunda

Geri gelmez günlere ağlamak için

Ben ve bende ki senle, biz ikimiz.

Zinnur

1990 Erzurum doğumlu. Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu.

Diğer Yazıları