
Tufanın güvercini döndüğünde ağzında zeytin dalıyla
Biz ikimiz Yeûk ve Yegûs gibi yan yana oturacağız
Şita'nın parkında o yaban kavağının altında
Bittiğinde her şey
Vakit ölüme yakın saat yaşamak için çok geç olduğunda
Ütüsü bozuk yüzlerimizden, mor halkalarla bakışacağız
Rengi solmuş gözlerimizle
Keşkelerle
Biriktiremediğimiz güzel hatıralara, sitemlerle.
Bastonumun ucuyla eşelediğim yerde bir mezar var
İçinde kimsesiz bir aşk yatar
Bir avuç toprak desen yoktur üstünde
Yaşanılmamış ne varsa seninle, hepsiyle yekpare
Mesela ne zaman düştüyse gülüşün düşlerime
Getirip serdim bu cesedin üzerine
Sıcaklığını ellerinin
Yahut boynuma sarılamayışını
Birlikte bölemediğimiz her lokmayı
Mesela bir deniz kıyısında sarhoşken aşktan
Topuklarımıza değemeyen suların şafağını
Ve bembeyaz tülbentinle seyranıma karanlıktan
Yalın ayak, benlikten uzak salınamayışını
Hiçbir şeye dek sevmedim seni, sevemem de
Ne ebediyete, ne seveceğine, ne de ölünceye
Tanrı'nın zamanıdır seni sevdiğim yer
Varlıkla muhil daimî bir şimdide
Gözlerin, gözlerimde hapsolduğundan
Mazeretin nazarıyla kördün
Biliyorum kaç asır sürdüğünü her anından
Günbegün
Can çekişmesini rengârenk körlüğünün
Bittiğinde her şey
Şita’nın parkında o yaban kavağının altında
Biz ikimiz yan yana oturacağız
Vakit yaşamak için çok geç olduğunda
Geri gelmez günlere ağlamak için
Ben ve bende ki senle, biz ikimiz.
1990 Erzurum doğumlu. Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu.