Cahit Mahit bilmem ben
Ne de Dante!
İkinin yarısından yolun tamamından anlamam
Daha bitmemiş bir sürü şiirim var benim
Kafamın içinde bin yıllık romanlar
Ne Camilla’nı ne Julian’ı
Toprak beni henüz var edememişken
Nasıl yaşamış olurum bu kadar!
Henüz yanılmamış aşklarım var benim
Samiri’nin buzağısından gebe kalmamış ihanetlerim
Hevesi kursağında saklambaçlarım var
Ve tamamı ağarmamış saçlarım
Siz söyleyin Allah aşkına!
Hiç olur mu böyle bir şey?
Güneş doğuşuma kaç tur attı ki
Üç beş bilemedin yedi
Ne demek müebbet artı iki
Bana inanmıyorsanız şu renklere bakın
Kuşlara, ağaçlara, benim salondaki aynaya
Bir Mayıs ortası işte
Yeni geçti bahar bakın, mevsim henüz yaz
Yüzüme bak efendi yüzüme
Kulak asma o ihtiyarın sözlerine
İlla da yazacaksan katip efendi, şunları yaz;
''Ya yalan söylüyor takvim-i ahraz
Ya da bir gün yirmi dörtten daha az”
İnkâr ediyorum sayın yargıç!
Üstüme kalmış bu faili meçhul yılları
Hab-ı alemdeki anları
Yaşandığı zannedilen nafile zamanı
Hem nerde görülmüş bir takvim yaprağının delil sayıldığı
Açıp baktınız mı kafatasımı
Ayrıca bu saatlerin çarklarını
Kim neye göre döndürüyor bu kadar?
Sordunuz mu bana yaşarken Sayın Yargıç
İsteyip istemediğimi
Var olmayı ben mi seçtim sanki
Özgürlük sandığınız bu hayat sevinci
Mecburiyetten değil mi?
İnkâr ediyorum Sayın Yargıç
Ruhuma kurulan bu kumpası
Üstüme kalmış bu faili meçhul yılları
Dümenden önüme koyduğunuz bu seyranı
Düpedüz sürgün bu balçık divan
Masmavi parmaklıklardan bir feza
Adı da sonsuzluk havuzu keza
Ve ceza içinde ceza
Öyleyse...
Bu neyin yargılaması?
İnkâr desem neye yarar her dakikasına
İnsan senin eline düşmeye görsün
Bir daha gelsem eminim huzuruna
Vakti gelmiş der utanmadan öldürürsün
Hoş ölüm de aslında cezanın affı ya
ZİNNUR PARLAK
1990 Erzurum doğumlu. Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu.