Menu
DÖN BAŞA SAR BAŞA GEL BAŞA PAŞA PAŞA
Şiir • DÖN BAŞA SAR BAŞA GEL BAŞA PAŞA PAŞA

DÖN BAŞA SAR BAŞA GEL BAŞA PAŞA PAŞA



Oblomovun kaslarına cinnet bulaştırın ey cinler

 trenler eczahaneleri kuşlardan daha erken kuşansın

  alnını sirkelere vursun beni hatırlamayan şehirler

   ölümcül yoksulluklara mahkûm edin telefonları

    perçemlerimi savurduğum sokaklara sorun beni

     ağlasın cazbantlar Teşvikiyede cami avlusunda

      kusmuk gibi bir ölüm ağızlarından burunlarından

       gelsin gelecekse gelmesi gereken nerede yaşadığını 

        bilmeyen tangocu koca karılara kalsın dünya

         hep sahipsiz kuzgunlar şenlendirsin hanelerini 

köpekbalıklarını çitlerden atlatsın güz gülleri

 Kızıl meydanda bir votka şişesine üşüşen sinekler

  sahaflar sokağında sabahlasın elleri ceplerinde

   saçma sapan bir zenci bulutlardan dirgenlerle

    ellerinde bir roman kahramanının trajik sonu gibi

     hüzünlü bir mujik fotoğrafına başını gömerek

      çırılçıplak kayarken ay ışığı Klimanjarodan 

       İstanbul için yakılmış içli bir gazelle tüterek

        çıldırsın ölü albaylar Hacı Arifin derdinden

         gerinedursun Dilruba hanım buhurdanlıklarda 

ihtilal sonrası sürgünde kokulu mektuplarla

 hatırlasın geçmişi bol acılı heybeler yüreğinde

   muallakta kalan ne kadar kırık gülüş varsa

    paylaştırsın mahallenin bütün sokaklarına

      ilerde lazım olur beki sansürlenen hayatlar için

        istida ver denize tekrar sevdalanmasın içimiz

          bir düşün maltepenin filtresi neden beyaz 

           çokuluslu küresel şirketlerin şiddetinden

             mecal mi kaldı kainatın sırrını düşünmeye

              hem Herakliti haklı çıkarmak sana mı kaldı

Hezarfen uçma fikriyle malûl olarak ağlasın kulesinde Fizan’ın

 düşecekse semenderin yonttuğu ışıktan adamın gölgesi düşsün vakte

  inzivaya çekilsin bir mahrem sancı kaburgalarımız arasında

   dünya dönsün, Casper görünür olsun, kıvranalım uğraşlar içinde

     başı döner tedirgin ve hırçın vurdukça kanatları insanın 

      bir sır ormanı yaratıp muhayyilemizin yakasında çiçeklerden

       dökülüp saçıldıkça Ümmü Gülsüm kıyametler kopsun kalbimizde

        giderek koyulaşan güzel bir gözyaşı hüsnü zanla aksın 

         hüzün yumağı köklerine bakarak herkesler bir yerlere gittiğinde

          işlevsiz kalıp kaskatı kesilen zamanı yedeğe alarak  

Fransızcayı kadifeye büründürüp Londra sokaklarında

 dön başa sar başa gel başa dur başa paşa paşa

  saman sarısı bir Endülüs kanasın karanfillere bulanıp

   zamanın eğilip büküldüğü yerde kandan 1 nisanda

    hiçbir makule inanmayan ustura kılıklı anjelik ile

     en şuh haliyle Sahra-yı Cedit selam göndersin dirilere

       baştanbaşa tarçınlı taraçalarda bir kokona kokar

        oysa ziyadesiyle bir iç konuşmaydı gördüğü rüya

         hadi çık işin içinden de yalnızlığa mim koyalım

          ve bitmemiş bir şiir gibi boynu bükük kalalım


KADİR

1961 Amasya – Taşova doğumlu.  Evli 6 çocuk babası.Kızılırmak, Martı, Muştu, Edebi Pankart, Aylık Dergi, İzdiham, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Aydos, Dil ve Edebiyat, Mahur Beste ile Birnokta, Karayılkı gibi dergilerde yazdı. Eğitimci olan şairin Fena Halde İyiyim ve Siyah Kuğu adlı iki şiir kitabı bulunmaktadır.

Daha fazla görüntüle
Diğer Yazıları