
Beynim hafif içim rahattı
birkaç ay evvel o yeşil tepelerden inmeden önce
şimdi; şimdi vampirler yapıştı damarlarıma
bir korkunun ezgisini büyütüyor içimde
sinirlerim boyunca yol alan oktavlar
göğe yükseltirken başımı
kuzey rüzgârları öğütüyor kemiklerimi
ince buz üstünde dönüp duruyor kış
bütün çiçeklerini alıp gitti bahar
son aşamada kaldı soluklar
müthiş derinliğinde suların.
Güneş yatmış kuluçkaya kadranında saatin
bir hummanın koruyla kavruluyor yüzler
yaz; soğuk kül yüklü olacak belli ki
bir suzinak beste üfleyerek gelecek
bu yıl da sonbahar
çâk-çâk olacak insan
kösnül kokusuyla çürümenin.
Yeryüzü katmanlarında yaşayan insan
sevgiyi yalandan kurgulayıp uzaklaştırırken kendinden
gazabı içeri alırmış
bir hapishane kapısını açarak
yıkık duvarların kazınmış pıhtısında
siyah gezgini vebalı lambalar yakarmış zaman
tüm renkler kanarmış hüzzam.
Yolunmuş yosunların kış rengini depreştiren
akmayan pınarın kara taşında saklanan mavi
benimle bir sehiv secdesine duracak
sadra şifa bir şeyler söyleriz belki birlikte
bıkıp bu angaryalardan düşünce yüzümüz.
Şimdi; ne kadar iyi gelir yalnızlık
bilseydim eğer bilseydim
içinde sükûn olan hakikatin
bende ve benden olduğunu
gümrah bir bahçe olsun isterdim
deliliğimin arkası; kış bahar açsın
bıraktım usul usul yürüsün gölgeler
susmak ölüme haşiyedir belki.
Hacettepe Üniversitesi Almanca Biyoloji Öğretmenliği’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Fen Fakültesi Sistematik Zooloji Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. TÜBİTAK Deniz Bilimleri Çevre Araştırma Grubu’nun projelerinde araştırmacı olarak çalıştı. Şiirleri halen Edebi Kültür Dergisi sitesinde yayınlanmakta.