Menu
S-ON GÜNLER
Haberler • S-ON GÜNLER

S-ON GÜNLER

Zaman; an havliyle la havle çeker...Ona bir anlam katmadıkça. Anlamsızken koşar adım yaşar o da. Arkasında kalan insana bakmadan. Çünkü insan da koşmaktadır ona aldırmadan. Bir koşuyu haketmeyen pek çok şeyin peşinde.

Hayatlar iş-güç, kazanma-harcama, tüketim-yatırım-birikim-gelecek-iş bulma-kariyer-ekmek-fatura-sınav sorusu-cevap anahtarları-ev-araba, alım-satım ve buna benzer kelimelerin çevresinde “say ve tavafa” dönüşür.

Bu oruçla dinginleşecek olan bir aylık zaman “durup düşünme” ve “davranma zamanı!”dır. Bir dahaki hilale kadar aylarca bu kadar düşünme zamanı bulamayacak olma ihtimaline karşı bir tedbir gibi...merkezinden kopup kaçmış bu koşturmacalarını bir g-özden geçirme zamanı.

Aslında oruç; doğru koşabilmek için biraz durmaktır. Ve yakalayıp kendini, o sobeleyişte “kendini tutmayı” öğrenmek, bütün bir yıl bu ilkeli/bilinçli tutuklukla..az..öz..düşünerek...yalana yanlışa çekingen, iyiye-doğruya atılgan, yalnızca insanlığa mecalli biri olmaktır.

İlk on gün açlığın epey zor bir şey olduğu anlaşılır. Şükredilmemiş tokluklar dizilir boğaza. Açlık gözüyle görür; nasıl da donatıldığını binbir yiyecek ve içecekle..

Sonrasında tek açlığın bilinen açlık olmadığı anlaşılır. Şimdiye kadar neden tek yönlü açlık duygusuna kapıldığını sorgular. Başka susuzlukları, açlıklarını farkeder...Nasıl da aç bi’l aç bıraktığını görür kendini.

Hissettiğinin bir tek karnı olmasına içerler. Kendine yabancılaşmasına...Utanır. Utancına çareler arar. Utanılası kör koşturmacalarından arınma çareleri.

Bir bir akla gelir artık daha önce o kadar da düşünmedikleri.

Yoksulun onbir ay yakalandığı zorunlu orucuna belki de kendisinin açgözlüğünün neden olduğunu... İhtiyaç diye ihtiyacı olmayan her şeyi tıka basa doldurduğunu kalbine, eline, cüzdanına, kasasına, evine, dolabına..

Birilerinin açlık sınırına dayanan, başkalarının aç gözlülük ve sınırsız tüketim istilasıdır.

Daha çok, daha iyi düşünebilmek için daha bir kendine kaçmak ister.

Ve itikaf kıyılarından kendine çekilmektir. Kendini köşeye sıkıştırmak için s-on günlerdir... Benliğinle halvet halidir. Kendini, eksiğini, gediğini boykot etmenin s-on günleri...

Kimliğini kendine göstermeden sokaga, hayata çıkmamak...

Beş üç bir..derken kendini sıfırlamaktır itikaf...Sıfırdan başlamaktır..Besmele gibi olmak

Aldatan kalabalıktan dogru sözlü yalnızlığa yürümek. İçiçe katlanarak yalnızlığına sarılmak. Evrenden çevreye..çevreden merkezine çekilmek...Geri çekilip en ileriye atılmaktır. Allah ile kapalı görüşmedir.

S-on günler...Şimdi o önderin peşine düş ona göstermeden. Yaptığının aynını yap! Çünkü o senin için, sana bunu öğretmek için yaptı ne yaptı ise.

Ütopyana kaç! Ki senin ütopyan gerçekleşmemeye hususen nazlanandır. Sen hep daha iyiye, daha doğruya ve güzele değiş, dönüş, ol ve öylece öl diye.

Sığın mağarana! Kent diye uygarlık diye sürüldüğün bütün barbarlıklardan...

İçindeki “okuma, anlama, anlamlı yaşama isteği ve bu arzuyla kendini sıkıştırıp durman” senin “cebrailin”dir.

Gelmiştir!