Menu
NİYE GELDİK DÜNYAYA?
Deneme/İnceleme/Eleştiri • NİYE GELDİK DÜNYAYA?

NİYE GELDİK DÜNYAYA?

İnsanoğlu dünyaya neden gönderilmiştir? Bu soru aklımda büyük yer kaplamıştır her zaman. Kuran-ı Kerim’de sorunun cevabı açık ve nettir. İnsanlar ve cinler yalnız bana kulluk etsinler diye yaratıldı, der Cenabı Hak. Peki, kulluk ne demektir? Her insan bir kul mudur? Sözlük anlamında “Tanrı’ya göre insanın durumu” diye yazan kelime insanlar arasında ise efendiye itaat eden köle olarak algılanmıştır. Mesela birbirine âşık iki sevgiliden biri sevdiğine ben sana kul, köle olurum demekle onu ne kadar çok sevdiğini anlatmaya çalışmaktadır. Peki, buradaki belirtilen kulluk ile Allah ile insan arasındaki kulluk kavramı aynı mıdır? Duruma şöyle bakmalıyız: insanın başka birini sevebilmesi ve onun uğruna kul, köle olabilmesi için öncelikle o kişiyi tanıması ve aralarında kuvvetli bir sevgi bağı kurulması şarttır. Bunlar olmadığı zaman insanlar arasında yeni deyişle elektrik oluşmaz. 

Şimdi de duruma “Allah’a göre kul kimdir ve arasındaki ilişki nasıldır?” sorusuna 
cevap aramakla devam edelim. İki sevgili arasındaki ilişki ile Allah-kul ilişkisi aynı değildir. Ancak belli manada benzerlik gösterebilir. Şöyle ki insan tanımadığı başka bir insanı sevemez öyleyse Allah’ı tanımadan nasıl sevebilir ve dediklerini yapabiliriz? Bu mümkün değildir. Peygamber Efendimize ilk vahiy geldiğinde ona “oku” denilmesi ve onun ümmi olduğuna baktığımız zaman buradaki kastedilen şey insanın önce kendisini tefekkür yoluyla tanıması ve sonrasında çevresine bakıp yaratıcının kudretini fark etmesi ve O’nu tanımasıdır. Hz. İbrahim örneğinde ise bu mesele tam olarak anlatılmıştır. Peki, insan kendisine bakarak nasıl Allah’ı tanıyacaktır? İşte bu sorunun cevabı da insanoğlunun acizliğinde yatmaktadır. İnsanoğlu hep bir arayış içindedir ve bir güce inanmak zorundadır. İnsan, genetik olarak böyle programlanmıştır. Çünkü Allah insanı ve cinleri sadece kendisine inanıp, kulluk etsinler diye yaratmıştır. İşte başta zikrettiğim ayete geri döndük. Yaratılışı sebebiyle arayış içinde olan insanın görevi Allah’ı tanımak olacaktır. Tabi bu zor aşamalar peygamberler tarafından aşılmış (Allah tanınmış ve diğer insanlara örnek olup yol göstermişlerdir) ve biz insanlara da onları örnek alarak Allah’ı tanıyıp itaat etmek kalmıştır. Burada da şöyle bir soru sorulabilir: Ateist olan ve inancı olmayan insan bu kategoriye girmiyor; bir güce inanmıyor mu? Bu sorunun cevabı da basittir. Ateist olan biri ben hiçbir güce inanmıyorum derken bile, hiçbir güce inanmamaya inanmaktadır. Özetle insanoğlu inanmak zorundadır. Peygamberler haricindeki insanlar Allah’ı direkt olarak tanıyamayacağı için, bunun güç bir durum olmasından dolayı peygamberlerin ve tabii olarak son peygamber Hz. Muhammed (sav)’in  yaptıkları örnek alınarak bu ilişki kurulacaktır. Peygamberlerin ve son peygamber Hz. Muhammed’in yaptıkları biz insanlar için kulluğun net olarak göstergesidir. Kelime-i şahadet getirirken dediğimiz “Muhammed kulu ve elçisidir” cümlesi de peygamberin bile önce kul olduğunu ortaya koymaktadır. İşte Hz. Muhammed gibi iki cihan güneşinin ilk vasfı olarak belirtilen kulluk, sonradan kazanılan bir vasıftır. Yani dünyaya gelen her insan kul değildir.

BEHZAT
BEHZAT BOYCU BEHZAT BOYCU

Şair ve Yazar

1994 Şanlıurfa doğumlu. Halkla İlişkiler ve Tarih bölümü mezunu. Şiir ve deneme yazıyor. Halihazırda Adalet Bakanlığında olarak görev yapmaktadır.