Menu
KAÇARKEN KENDİMİZDEN
Deneme/Eleştiri • KAÇARKEN KENDİMİZDEN

KAÇARKEN KENDİMİZDEN

Hayatlarımızda, kulak verilmesi gereken ne çok -e rağmen var… Bazen tüm kötülüklere rağmen iyi bir şeyler için çabalamalı insan. Olumsuzluklara rağmen umudunu yitirmemeli. Herkesin üzerine gelişine aldırış etmeden yürümeli eğer yolu doğru, istikameti iyice ise. Sevmeli, sevebilmeli yeri geldiğinde sevemeyenlere rağmen. İçinde öfke ve kinden gayrısı olmayanlara rağmen ilkbahar tabiatlı olmalı her zaman. Yapmacıklıktan uzak olmalı riyâyı hareket tarzı haline getirenlere rağmen. Mütevazı olmalı, her dâim mütekebbirâne gezinenlere rağmen. Her daim zulme karşı öfkeli olabilmeli kendisine kızanlara rağmen. İlkeli olmalı ister meşrû isterse gayr-i meşrû işleri için olsun gayr-i meşrû her türlü yolu mübâh addedenlere rağmen. “Sevdi mi cennet; kızdı mı cehennem kesilen” bir yüreğe sahip olmalı insanların git gide tekrenklileştirildiği bir zemine rağmen. Yeri geldi mi bazılarının rağmına bazı işleri yapabilmeli. İlkeli olmalı, ilkesizlerin rağmına. Özünde sâlih bir niyet, halinde/yüzünde masumluk, dilinde samimî bir üslup olmalı erdemin yanından geçmeyenlerin rağmına. Ve kocaman bir ideale sahip olmalı, yeryüzünde akıllıyım diye gezinip akıllı hiçbir iş yapmayan milyonların rağmına.

Hayatını anlamlandırmakla pek fazla uğraşmıyor günümüz insanı. O, sanki hiçbir derdi yokmuş, insan olmanın getirdiği mevcut yüklerin altından kalkmış gibi umarsızca yaşıyor. Tek telaşı günü olmuş, ibret alınacak dünü unutmuş, gelmesi meçhul yarına, dünyası adına karamsar bakıyor. Halbuki insan bazı yüklerin altına bile bile girmeli. Ve bir yerden sonra, sürekli kendisine dayatılan hayata dışarıdan bakıp bazı şeylere “dur” diyebilmeli. Kendimizin olmayan hayatları yaşamak zorunda bırakıldık ne zamandır. Kainat ile, insan ile bağımız koptu. Aslında kendimiz ile bağımız koptuğu için yitirdik her şeyimizi. Yani rabbimiz ile olan birlikteliğimizi…

Bazı konularda ısrarcı olmak ve bilinçli bir dönüş için çalışmak gerek. İnsan kaybettiğini, kaybettiği yer aramalı. Yanlış vadilerde yanlış şeyler arıyoruz sanki. Sanki bilgi, teknoloji, servet, makam, iktidar her şeymiş gibi davranıyoruz. Daha’sının peşine takılmış gidiyoruz. Aslî yurdumuzdan, özümüzden uzaklaşıyoruz. Sevmeden iş yapmaya mahkum olmanın, acıkmadan yemek yemenin, düşünmeden konuşmanın, gönül huzurunu bulmadan eşya ile konfor aramanın yüzlerce örneği var etrafımızda. Tek bir şey yok bu hayatlarda: Değer.

Aslında kaçışımız kendimizden, kendimizle yüzleşmek korkusundan. Bu kulak sadece başkalarını dinlemek, bu göz sadece başkalarına bakmak için mi var? Bu gönlün mâlâyanîden gayrı meselesi olmayacak mı hiç? Kirli zihinlerle, paslı gönüllerle mutlak temizliğe nasıl erebilir insan? Bakışlarını, ilgilerini kendinden, tabiata, oradan Yaratıcı’ya döndürmeden nasıl mutluluk elde edebilir? Sorular, sorular… Bazı şeyleri bir şeylere rağmen yapmak zorunda olduğumuz kesin…

Dünya durağında şu ana kadar ebedî kalan olmadı. Her gelenin gidişinden daha ibretli olan ne var? İnsanın ölümden kaçışı muhal. Kaçılacak tek yer Yaratıcı olmalı Kutlu Beyan’da ifade edildiği üzere. İnsansa bir silsile halinde kaybetti rotasını. Hem bir türlü dinleyemediği kendisinden, hem anlamsızlaştırdığı kainattan, hem de gündemine hiç girmeyen Rabbinden kaçtı. Zihinler dönüştü, işlevsiz bir hal aldı. İnsan tarumar ettiği değerlerinin yerine, yeni değerleri yerleştirdi, onları putlaştırdı. Onlarsız olamayacağını zannetti.

İnsanlık son iki yüz yıldır bir sapma halini yaşıyor aslına bakılırsa. Raydan çıkan tren o kadar uzun yollar aldı ki, raydan çıktığı noktayı hatırlamaz oldu ve tabii yolcular da. Bir kısmı makinist pozisyonunda, nereye gittiğini/götürdüğünü bilmiyor ama bir şeyler yapıyor olmanın tekebbürü ile avunuyor; bir kısmı hala büyük bir heyecan ve merakla dışarıyı izliyor, gördükleriyle mutlu oluyor; bir kısmı yorumsuzca yaşıyor, tasasızca yaşıyor; bir kısmı yanlış giden bir şeyler olduğunu seziyor ama karşısına değil dünyayı bir kişiyi bile alacak izzeti/takati kalmamış; bir kısmı yanlış yolda olunduğunu biliyor ama çözüm üretemiyor, susuyor; bir kısmı ise elinde yepyeni bir harita ile doğru yolun tam ters istikamette olduğunu söylüyor. Biz neredeyiz?

Yorulmak için erken. Direnmek için çok geç kaldık. Aralarda bir yerde olmaktan hicap duymalı insan. Sadece bir yerde durmalı, tek yerde olmalı.

Diğer Yazıları