Menu
GÖZYAŞIM
Deneme/İnceleme/Eleştiri • GÖZYAŞIM

GÖZYAŞIM

3. 1. 2009 / Gazze yanıyor. Gazze’nin başından aşağı bombalar yağıyor. Gazze kuşatıldı. Gazze’liler ölümü soluklarını tutmuş bekliyor. Sabah olduğunda yıkımlarını görecekler. Gazze karanlık. Gazze’nin dar sokaklarında yalnız silahların ayak sesleri işitiliyor. Gazze’nin boğazından kan olukları taşıyor.

Şimdi ben bu sıcak eve, bu gürültüsüz geceye, bu tuzu kuru hale şükrederek sızımı dindirmiş olur muyum? Gazze’li kadınlar, Gazze’li çocuklar bana imrenir mi? Onların acısını paylaşamadığım için, o topraklara doğmadığım için, füzelerin evime, canıma kastederek, hayatımı onlarla gözden çıkaramadığım için, sadece en çaresizlerin yaptığı gibi yapıp ağladığım, yalnız ağlayabildiğim için, elimin kolumun bağlı oluşundan utanışım Filistinlilerin yarasına merhem olur mu?

Benim utanışım, benim gözyaşım şehirlerini istila eden yangını yutabilir mi?

Köşe bucağını tutan, dört bir koldan saran vebayı iyileştirebilir mi?

Füzelerin çocuklara giden istikametini değiştirebilir mi?

Tankların önüne atılıp geçitlerini tıkayabilir mi?

Karanlığı, Gazze’nin karanlığını aydınlatabilir mi?

Atılan her kurşunda, patlayan her bombada sıçrayan minik yürekleri serinletebilir mi?

Gözyaşım, Gazze’yi dalga dalga savuran, bütün gözlerin kapalı, bütün kulakların sağır kaldığı bu hengâmede bir dilim ekmek, bir yudum su, bir şişe ilaç, bir parça battaniye olsa, ya da barış iksiri olup bütün ağızlardan hücrelere inse, bundan böyle savaş ta yok, yoksulluk ta yok, baş kaldırış, boyun eğiş de yok, yalnız Hakka teslimiyet, yalnız Hakka kulluk ve kulun yalnızca nefsini ezişi, nefsini katledişi, nefsini zincire vuruşu olsa. Olabilir mi? Gözyaşım bir kendini akıtmakla, gelecek bütün akıntılara set olsa. Gözyaşım Filistin’e atılan bir tohum olsa, boy boy hayat serpilse gülüşünde, buram buram yaşam tüten buhur olsa, her mevsim biçilen ekin olsa, yüzlere oturup hiç kalkmayan sevinç olsa, elleri tutan hiç bırakmayan esenlik olsa, gözlere dolan hiç düşmeyen abıhayat olsa. Kendi eriyişinde yeni canlar boy verse.

Gözyaşımı sana adadım Gazze. Gözyaşımdan kendine bir memba kur. Gözyaşım sana hediye.

Ve bir medet kaldı dudaklarımızda. Bütün çarelerin tükendiği an çattı. Tek çare dua. Ben ki kirli ağzımla nasıl ileteyim derdimi ona. Nasıl bu namert avuçlarımı tutayım katına. Nasıl döneyim bu mürai yüzle beytine.

Medet Ya Rasûlallâh! Bedir’deki aslanlarınla, Uhud’daki Hamza’nla, Hayber’deki Ali’nle, Hendek’teki Selman’ınla, Mute’deki Halid’inle, daha nice gaza arkadaşlarınla bu himayesiz, bu mağdur, bu kimsesiz kardeşlerine yardım et, Ya Rasûlallâh. Sen ki ümmetin için beşiğindeyken bile inlemiştin. Şimdi kabrinde, ölü olmadığın o yerden bir inayet düş bize. Gazze düşmeden. 

Diğer Yazıları