Menu
EDEBİ HİS ÜZERİNE
Deneme/Eleştiri • EDEBİ HİS ÜZERİNE

EDEBİ HİS ÜZERİNE

Bugün birçok genç yazar ve şair, haklı olarak şöyle düşünmektedir: “Dergilerde yayınlanan şiirler, öyküler benimkinden daha kötü. Öyleyse neden benimki değil de o herifin ya da kadının ürünleri yayınlanıyor?” Cevap, daha önce verilenlerle aynıdır: “Çete bunlar! Birbirlerini poh pohluyorlar.”

Burada değinilmesi gereken ilk şey, dost oldukları için birbirlerini yazar yaptıkları zannıdır. Oysa onlar, çoğunlukla, yazar oldukları için dost olurlar ya da birbirlerini tanırlar. En azından bu yolda arkadaş olurlar. Farkında değilizdir ama bu yolu kendiliğinden biz belirlemişsizdir. Sonunda, sürecin sonunda, elde edilen şey o karardan bağımsız değildir. Diğer taraftan, edebiyat tarihine baktığınızda, aşağı yukarı aynı kuşaktan ya da değil, yazarların şairlerin dost, arkadaş, düşman olduklarını görürüz.

Edebiyat ortamında güvenin azaldığı bir dönemde, dergi editörleri, iyi ürünün ne olduğuna dair bazı ön yargılar edinirler. Bunlardan birisi, yüz yüze görüşmenin önemidir. Diğeri, devamlılık ve okuma alışkanlığı durumudur. En önemlisi ise, size dair kanaatidir. Metninize dair hisleri. Evet ciddi bir edebi birikime sahip olmasa da kendince bir hisse sahiptir editör. O yüzden, düzgün bir Türkçe’yle hiçbirşey anlatmayan bir öykü ile düzeltilmeye ihtiyaç duyan ama bir derdi olan öyküyü birbirinden ayırt edebilir.

1846 yılında Gogol, Genova’dan Vielgorsky’ye attığı mektupta şöyle der: “İnsancıklar’ı henüz okumaya başladım. Üç sayfa okudum. Yazarın üslubuna dair bir fikir edinmek için kitabın ortasına göz attım. İnsancıklar’ın yazarında yetenek görülebiliyor. Özne seçimleri, manevi kaliteyi işaret ediyor. Fakat şu da görülebiliyor ki yazarımız henüz çok genç. Cümleleri bazen gereksiz uzatıyor. Konsantrasyonu düşüyor. Herşey daha canlı ve güçlü olabilirdi eğer daha sıkı işlenseydi.” (Letters of Nikolai Gogol, Selected and Edited by Carl R. Proffer, Translated by Carl R. Proffer, University of Michigan 1967, s. 162-163)

Burada elbette Gogol kendi edebi yaklaşımına dair bir ön yargıdan hareket ediyor. Ama ne kadar uzun cümleler kursa da okuduğu kitabın yazarının yeteneğini teslim ediyor. Edebi hissi, onu birçok şeyden mahrum bırakan ama aynı zamanda üç sayfada kanaatini bildirmesini sağlayan hissi, bu mektup paragrafında bulmak zor değildir.

Peki avagart yapıtlar için böyle bir his söz konusu mudur? Orada da bu histen, yazarın, bilinçli ya da bilinçsiz, ne yapmaya çalıştığından haberdar olmamanız mümkün değildir. En azından, anlamasanız da, içine girmek de zorlansanızda, bunun alelade bir metin olmadığını “hissedebilirsiniz.” Tercih etmeye bilirsiniz ama metin sizde bir yükseklik hissi yaratacaktır.

Bir metinle ilgili olarak edindiğimiz his, sadece tek bir yapıttan ortaya çıkmayabilir. Aynı olmasa da bir yazarın bütün kitaplarından ya da bir dönemin ürünlerinden onunla ilgili hislerimizi düşünceye dönüştürebiliriz. Proust, Dostoyevski’nin eserleri hakkında şöyle bir hisse sahiptir: “Benim bildiğim romanlarının herbirinin adı, Bir Cinayetin Öyküsü olabilirdi. Onda bir saplantı, sürekli bundan bahsetmesi normal değil.” (Mahpus, Marcel Proust, Çev. Roza Hakmen, s. 375, 2001, YKY)

Üçüncü olarak, yazarlar başka bir yazarın eseri ya da eserleriyle ilgili çeşitli hislere ve bu hislerin doğurduğu düşüncelere sahip olabilirler, ama diğer taraftan edebi bir kuşak hakkında da çeşitli hislere sahip olabilirler. Ama en önemlisi, kuşaklar arası bir durumu tespittir. Bir tür içerisinde, ya da değil, bu etkileri görebilmektir. Ezra Pound, Joyce üzerine uzun bir makale yazmıştır. Bu makalede şöyle bir tespit yer alır: “Herhangi bir kitap eleştirisi, bence tek başına bir sanat eseri eleştirisi, kalıcı ve hatta orta derecede sabit bir değerdir. Bu eleştiri, yaratıcı bir yazar veya sanatçıdan gelir ki o bunu vereceği eserle yapar, ya da yapamaz, bunu genellemeler yapan genç centilmenler yapamaz. Laforgue’nin Salome’si Salombo’nun (Flaubert’in bir romanı) gerçek bir eleştirisidir; Joyce ve belki Henry James, Flaubert’in eleştirmenleridir.” (Literary Essays of Ezra Pound, Edit by T.S. Eliot, s.406, 1968, A New Direction Books)

Diğer Yazıları