
gözlerimdeki dev çınarı sulayacak ünlemler tükendi
sözlerimdeki bin yıllık medeniyet gülü soldu
özümdeki kardeşlik bülbülünün kanatları kesildi
suretimde okunan sureler okunmuyor
bin yerimde hançerlenmiş bebek gibiyim
eşikle beşik arasında olmaktan koptum
gelip beni bana götür
aynalar yüzümü değil, kırılmış zamanımı taşıyor
adımı çağıran sesler gurbetle, umutla akraba
içimdeki şehir, haritasını yutmuş yangın özü
kapılar kapı olmaktan çıktı, eşikler yetim
bir çocuğun susuşu kadar ağırdır göğsüm
annemin duası düşmüyor alnıma
gelip beni bana götür
toprağa eğildim, taş konuşmadı
göğe baktım, mavi yetmedi yarama
ateşe düştüm, köz yetmedi soğuyan aramıza
kardeşliğin ekmeği küflendi sofralarda
bülbülün dili sürgünde, gülün rengi yas
bin yıllık medeniyet, küllerini savuruyor rüzgâra
ben küllerin içinden adımı arıyorum
gelip beni bana götür
eşikle beşik arasında kaybolan hasretin kıskacındayım
hançerlenmiş bebekliğimin gözleri açık
parçalanmış uzaklığının sözleri kırtılı
bir ninni arıyor karanlığın içinden
bir türkü çalınıyor, arasızlığın ruhunda
çınarım susuz, ama köklerim hâlâ derinde
bir damla hakikatle dirileceğim
gelip beni bana götür
1975’te Elazığ’da doğdu. Halen edebiyat öğretmeni olarak Kadıköy’de görev yapıyor. Güneş Dirilişleri, Gözyaşı Güzeli, Şehrinaz, Ay ve Şem Fragmanı adlı şiir kitaplarına; Sihirli Ayraç, Aşk Seyyahı, Pir Kemal, Netjettin, Üç Ermiş adlı romanlara ve İşgal Edilmiş Beyin, Sosyolojik Körleşme ile Poetika Akademisi-1 adlı deneme/inceleme kitaplarına imza attı. Çeviriler de yaptı.