
değ yüzüme çarp geri
uyukla
Kemikleşmiş uğultular taşı omurgam
Seni ete kemiğe büründüren
soğuk ametaller ve sıcak metallerdir
Oksit bir, hidroksit iki tuz ve buz
Cam gibi kırılgan eksiler eksisi
Nazar çıktı tenimden değmedi iyi ki kemiğe
Sıvılaştı azotlar
ve uyandırmak için dondurmuştum korkular
Reddettim rolümü, etime çivilendi dekor
Işık derimi yüzerek görünür kıldı beni
çizildi sevdiklerim iç organlarıyla tekrar
Kendimi ilk kez tanıdım polis dosyalarında
Bu ben miymişim bir var mıymışım
vay be ben neymişim
Hegel’den almışım aynasını
yüzümde suçların haritaları
tanınmışım, şairin paslanmış bulduğu seste
Dokunsa Resulullah omzuma bir kardeş gibi
Kendimi tetiklerken kaybettiğim
Kendimi bulsam kaybetmiş olmakla
Asrı saadette doğmak arasında
Çekiçler ısmarlasam yunan tanrılarına
gök gürültüsü ve örsler biriktirsem
kaburgamda yepyeni suçlar
Canı sıkılan her erkek gibi bende
Kazalar ısmarlarım sevgilime,
Kırıklar ısmarlarım periferik arterde
Alnımdan içeri aldığım fermante ruhlar
Sinapslarım arasında dehidrasyona uğrar
Bir boşluğu işaret ederek yeraltından
“fırlatıldın” derler
Hayatın film şeridi gibi
Geçer gözünün önünden
Ört gözünü bürün korkular karabasan
yazgıya değin, ölümü soğukla, iliğe kan
Geceleri bastır tuza geceleri aşklan
azotla dondur korkular
Şeriatı bilmeyen parmakları kes
şerit takip sistemlerini kapat
Yeni arabalar ne kadar da münafık değil mi?
Öyle ya
kuyular yuta sesim şokla uyanam
Boşlukları fiillerle dolduram
Utanam, suça karışmış olmakla
kalabalıkla iğdiş edilmiş olmakla
Önce mr’a yetmez emdr’ye
Çocukluğum çok ağlar tüm bunlara
Hep başkasına dudak büker çocukluğum
üç kere yüzleştim seninle ölüm
üç kere yazdım kader mi hızlı ses mi?
saatte yüz otuz kilometre
saniye de kaç kilometre eder
Matematik bilmekle hayat talan edilmiyor.
Işık mı hızlı ses mi bilmek için
Yağmuru izlemek yetiyor
Üç kere yüzleştim seninle ölüm
Araba sürerken uykumu sen mi getirdin?
altı yaşında somuttan soyuta geçecektim normalde
Ben hep somutun yularından tuttum.
Setri avret vakit niyet diye.
Öğrendim hassasiyetini
insanın kuvvetle imtihanını
Bunları nasıl lirizme dahil edebilirim
Bunca yıl görmeden yerin çekimini
Neresi somut kütle çekiminin
Çelimsiz bir adamla şişko bir zencinin
Aynı ipte yürümesinin neresi somut
Yaşamak bunun neresinde
On yıldır newtondan bahsederken hem de.
Varoluştum, tutuştum yokoluştum
ne ben kaldım ne benden bir nişan
gecikmiş saydım olaklarıma akan suyu
elimle setler çektim taşmasın diye
Ömer kökünden sökmeseydi eğer
bir varoluş içre taşırdım bu huyu
Doğal sandım iz saydım gül taktım zincirlerine
Dönüştü ellerim bana ait değil ya
Kızımın yüzünde güller açar gülünce
Etimoloji bilgimi sınar latin alfabesi
Sturge Weber
Mark Weber
Halim itten beter.
Etimi kuşlar liğme liğme eder
Soyundum rüyalarım uyarmadın
yürüyüşüm tasvir edildi el yazmalarında
Adıyaman Aksaray ve morg masasında
Yunuslar girdi kursağımdan yangınlar
Gaviscon geçirmedi bağrımdaki yangını
Yusuflar geldi çık dedi orası dipsiz
Fark edişim kırpıştı bir yığın bilinçle
İdraktan oldum müdrik kimdim?
Anatomiler ezberledim insana dair
İç organları akciğerine sığar mıydı insanın.
Yakalandıkça ölüşler ve oluşlar
Deplase oldum hayatta hep
savunmalar ikili sıkıştırmalar
Yerleşti aile diziminde yüzüme yabancılık
İnsan insanın ins cinsinden
cinnetiymiş anladım.
Sevgili kaderim haritalar belirir seni bildikçe yüzümde ilk
Navigasyonlar ve radarlar takarlar yoluma
Jamerlar ısmarlarım yolda kalmış antiloplara
uykumu geçirsin de koksun varsın tezek
Mahkemeler kurar vicdan azaplarım şeritler çeker
Yoluma dimdik durur melekler
Bir cana kıymak elimde mi benim?
benim adım süleyman
kendi körlüğünü devralmış Süleyman
soy ağacında
görmeyi yuğmuş yıkamış
uyumuş, silinmiş tüm stresi bedeninden
Uyum sağlar anatomilere bıçak değdirmeye tene
Postürünü bozmaya bir insanın düstursuz.
Adı Süleyman olanların kaderidir bu kusur.
Şair, 1992 doğumlu. Okul hayatının tamamını Konya'da tamamladı. Kahramanmaraş'ta fen bilgisi öğretmenliği yapmakta. Evli ve bir kız babası. Daha önce Fayrap, Mahalle Mektebi ve Sahaf dergilerinde şiirleri yayınlandı.