
Cemal Süreya’ya
hep gözyaşıyla mı gelir haziranın son mısraları
dün bir ırmağı zehirlemiştim meğer ölmemiş
bugün de o beni zehirledi ölür müyüm bilmiyorum
bazen keşke diyorum dış kapının dış mandalı olaydım
üzgünüm dış kapının dış haziranı demek istemiştim
belki kim olduğumu bilirdim en azından
siz ki piknik ahalisi olabildiğince özgürsünüz
özgürsünüz evet sözleriniz kaç endaze bilmezsiniz
yeşil gözünüzü kamaştırır ne dediğinizi de bilmezsiniz
temiz hava başka nerde var umursamayın hiçbir kırık kalbi
hem kuzum kalbinizin kırılacağından kime ne
ama size bir kıyak yaptık ve bir teori geliştirdik
bu kültürel bir farktır taşralı beyler anladınız mı
pragmatizm ve idealizm kavgasında bizden yana olmalısınız
penye bir tişört kadar iyidir pragmatizm
bize inanın çükü tanrı da bizden yanadır
içinizdeki ateşi harlamaktan vazgeçin çünkü
o iş için itfaiye henüz icat edilmedi belki
bir kuytu köşe bulup iç çekmenize yardımcı olabiliriz
kendini bir şey sanma handikapıyla baş etmek için
hatta yeniden sigaraya bile başlayabilirsiniz
kimse sana yaşına başına bak demez
aşk şiiri yazarken diyorlar mı –demiyorlar-
casus filmlerindeki siyah gözlüklü adamlar
montları briyatinli saçlarıyla sana destek bile verebilirler
sana yürüyen ölü kostümü de giydirirler
amerikan aktörleri rollerinin hakkını iyi veriyor
mesela bir marlon brando veya çarlıs bronson
onları örnek al- pek de yardımseverler üstelik-
uzaktan uzağa hükmetmeye çalıştığın hayatların sahipleri
kötü gözle bakmadıklarını ve senden inanmanı isteyeceklerdir
hem iki gün iyi olup üçüncü gün fırça da neyin nesi
dünya benim için senden ibaret sözünü yadırgayabilirler
sen tanpınar okumaya devam et tarancıyı atlama sakın
bak sitare ne zarif bir isim değil mi
istanbul dünya başkenti üsküdariye istanbulun
yetmiş beş rakımlı tepe olmasa ne anlamı olurdu
yanlış anlaşılmak kadar anlaşılamamak da kötü
evet sevgili biraderim jack daniels kadar kötü hem de
neymiş -güneş bir başka şavkıyormuş gözlerinde-
bu durumda sözlükleri suçlamak gerekebilir
hem nisan gideli ne kadar oldu ki şunun şurasında
bir muammaydı mualla - ne yapalım- bilemedik-
kıvam artırıcı bir ölüm sessizliği ışımamızı engelledi musallada
biz de tuttuk muhal üzre ağladık –çünkü ateşle çevrili akreplerdik-
ah cioran yanlış yaptın çürümenin kitabını ben yazacaktım
kuğu gerdanından murat almalıydım –yanlış yaptın-
kanıma rengini veren sütbeyaz tenindi çerağım –yanlış yaptın-
devlet demir yolları mor beyaz çiçek açıyormuş doğru mu
aslında konuyu değiştirmeden söyleyecektim –unuttum-
kendine iyi bak olur mu –görüşürüz- görüşür müyüz bilemem
alışkanlık deyip yerlere tükürmeyin- kalbim kırılıyor-
bak fırından taze miss gibi ekmek kokusu geliyor
arasına kalbimi koyup yiyelim
kalbim helva gibidir- eğer kırılmazsa-
sitem değil sakın ha -bu bir martının kanat vuruşu-
erişmesin diye devr i hazan martılar böyle buyurdu
1961 Amasya – Taşova doğumlu. Evli 6 çocuk babası.Kızılırmak, Martı, Muştu, Edebi Pankart, Aylık Dergi, İzdiham, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Aydos, Dil ve Edebiyat, Mahur Beste ile Birnokta, Karayılkı gibi dergilerde yazdı. Eğitimci olan şairin Fena Halde İyiyim ve Siyah Kuğu adlı iki şiir kitabı bulunmaktadır.