Menu
AH MONA ROZA
Şiir • AH MONA ROZA

AH MONA ROZA

Ah Mona Roza!!!

şair, okunacak kitap değil, yaşanacak cümleydi

yaşanacak sevda kütüphanesiydi

başucunda dua ile tamamlanacak yarım bir hikâye değildi

insan, bazen kendine geç kalmamalı mona

insan, bazen bir seveninin ömrüne sığınmalı roza

yüzyıldır aynı yerinden kanıyor sevda

yüzyıldır kavuşmayan kollar mezar


Ah Mona!!!

masaldan çıkmış balık gibi suyun hafızasındasın

muratlar birikir, dirilişler çoğalır, ömür yetmez unutmaya

aşkın üzerinden geçiyor zaman ,

ama zamanın üzerinden geçemiyor aşk

bir kez yaşanmış aşk, hangi inkâra sığar ki?”

şimdi bütün kavuşamayanların mezarına, ekilecek roza çiçeği

taşlar da aşkla tanışacak


Ah Roza!!!

sen gittin, şehir yerinde kalmış diriliş gülü

oysa şehrin gidişi, insanın gidişinden başlayan hicran sılası

sokaklar adını değil, adının bıraktığı yankıyı taşıdı

evler pencerelerini kapatan unutamayış mumyası

saatler zamanı değil, senden sonra eksilen ömrü gösterdi

şair, seni kaybetmedi

kavuşamamanın sonsuzluğuna ekti şiirleriyle

bazı insanlar gidince değil, hiç gelmeyince büyür içimizde


ah Mona!

ölüm, kapınızı çalmadan girdi kavuştakları susturan aranıza

bütün yarım cümleleri sessizliğin sensizliğinde eritti varoluş

söylenmemiş ne varsa gecenin karanlığında çoğalacak;

her yıldız, dilin ucunda kalmış kelimenin ışığı olacak

iki ayrı gökyüzünün altında aynı yağmurda ıslanacak ünlemler

kavuşmak, dünyaya ait bir kelimede yakaracak

iki yalnızlığın birbirini tanıdığı aşk olacak sonrasızlığın


Ah Mona Roza!

ellerini toprağa değil, zamana sürmeliydin

sözlerini insanlara değil, seven gönle ekmeliydin

hiçbir saza uymayan sevdiğinin türkülerinin dinlemeliydin

harflerini kaybetmiş geceye, kızlığının alfabesini teslim etmeliydin

bir avuç geçmiş çıkarmalıydın dua ve hasret sandığından

tüm ömür yarım kalmış bütün yolları sırrındasın

hepsinin içinde suskun yüzün ve diriliş aynası

aşk dediğin, unutmakla hatırlamak arasında

kendine mezar kazmadan sevmenin taşını dikmeliydin


ah mona!

şimdi bütün trenler biraz daha uzak,

bütün istasyonlar biraz daha sezai

mey sunmadın, saki olmadın, uğramadın diriliş meyhanesine

geyvenin güllü olarak soldun başka k’ollarda

diriliş divanında adını sayıklıyor baki’ler

gidenlerin ardından el sallayan g/eller

bir gün kendi gölgelerine el sallayacak

ve bir sabah, kimsenin bilmediği bir bahçede

bir roza açacak hiç beklenmedik yerden


Ah Mona Roza!

adını son kez söylemeyeceğim, sonsuzluk aynasında

aşk, bittiği yerde, insan susar, adı kalır gönlün atlasında

sen artık, isim değilsin, mona; dirilişin sevgi ekmeğisin

kavuşamamış kalplerin kapısına bırakılmış mühürsüz mektupsun

okunmadan da anlaşılan uzun bir susuşsun, gül cemalisin

şimdi, hangi kalp kendi yalnızlığına eğilse,

orada senin gölgen konuşacak

hangi iki el birbirine uzanıp da yetişemese eksileceksin

adını son kez değil, ilk kez söyler gibi anacağım

ah mona roza!

çünkü bazı isimler insana ait değildir artık

bazı gönüller de sevmenin destanı

Hayrettin

1975’te Elazığ’da doğdu. Halen edebiyat öğretmeni olarak Kadıköy’de görev yapıyor. Güneş Dirilişleri, Gözyaşı Güzeli, Şehrinaz, Ay ve Şem Fragmanı adlı şiir kitaplarına; Sihirli Ayraç, Aşk Seyyahı, Pir Kemal, Netjettin, Üç Ermiş adlı romanlara ve İşgal Edilmiş Beyin, Sosyolojik Körleşme ile Poetika Akademisi-1 adlı deneme/inceleme kitaplarına imza attı. Çeviriler de yaptı.

Daha fazla görüntüle
Diğer Yazıları