Menu
MAGAZİN HABERLERİ / ŞEYTANIN OROSPUSU MACERA PEŞİNDE...
Haberler • MAGAZİN HABERLERİ / ŞEYTANIN OROSPUSU MACERA PEŞİNDE...

MAGAZİN HABERLERİ / ŞEYTANIN OROSPUSU MACERA PEŞİNDE...

MAGAZİN HABERLERİ / ŞEYTANIN OROSPUSU MACERA PEŞİNDE!

“Bizim macera peşinde koştuğumuz en son alanlar başkalarının sefaleti ve insanların başına gelen felaketlerdir…”
Jean Baudrillard, in Ph. Petit, Le Paroxyste Indifférent

Angelina Jolie Öyle Bir Şey Yaptı Ki
Yardımsever yıldız, vakıf yetkililerine telefon açarak her şeyini açık artırma ile satacağını duyurdu

Angelina Jolie'nin çılgın kararı Pitt'i çileden çıkardı
Angelina Jolie, bir anlık kararla bütün eşya ve takılarını satılığa çıkarttı. Aktrisi son anda Brad Pitt önledi
Güzelliğiyle olduğu kadar yaptığı yardımlar ve 'geniş ailesiyle' de ünlenen Angelina Jolie, geçtiğimiz gün çıldırdı! Bir süredir sinir ilaçları kullanan hatta 'uyuşturucu bağımlısı' olduğu bile iddia edilen seksi yıldız, Brad Pitt'ten gizli bir karar verdi.
GELEN TELEFONLA ŞOKE
Çeşitli vakıfların yetkililerine telefonla ulaşan Angelina Jolie; bütün giysileri, mücevherleri, çocuklarının oyuncakları hatta evindeki mobilyaları bile açık artırma ile satacağını ilan etti. Durumdan habersiz filmin setinde olan Brad Pitt ise gelen bir telefonla şaşkına döndü. Yakışıklı oyuncuyu arayan bir vakfın yetkilisi, Brad Pitt'e Angelina Jolie'nin aldığı şok kararı iletti. Duyduklarıyla çılgına dönen ünlü aktör, soluğu hemen Angelina Jolie'nin yanında aldı.

UYUŞTURUCU İDDİASI VAR
Yakınlarına göre çiftin arası güzel oyuncunun ani kararı yüzünden açıldı. Bu tartışmanın ardından Angelina Jolie, Tunus sınırındaki kamplara sığınan Libyalı mültecileri ziyarete gitti. Brad Pitt ise film çekimleri için ülkesinde kaldı. ABD basınına göre, Angelina Jolie'nin bir anda tüm mal varlığını satılığa çıkarma kararı almasında kullandığı ilaçların etkisi büyük.

*TelevizyonGazetesi.com’dan, 10.04.2011.

***



Şeytanın Orospusu Hatay’dan Geçti

BM İyi Niyet Elçisi ünlü film yıldızı Angelina Jolie, Suriyeli sığınmacıların bulunduğu Hatay'daki çadırkenti ziyaret etti. 'Dünyanın İyilik Meleği Hoş Geldin' yazılı dev bir pankartla karşılanan Jolie, yoğun güvenlik önlemleri altında mültecilerle görüştü.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği İyi Niyet Elçisi Angelina Jolie, Suriye'deki olaylardan kaçarak, Türk Kızılayı'nın kurduğu geçici çadırkentlerde konaklayan Suriyelileri Hatay'da ziyaret etti. Çadırkentlerdeki mülteci sayısı 9 bin 693'e ulaşırken, 2001'den beri BM İyi Niyet Elçisi olarak 20 ülkeyi ziyaret Jolie'ye Türkiye ziyaretinde Türk ve dünya medyasının ilgisi çok yüksek oldu. Ünlü yıldızın gelişinden önce Boynuyoğun'daki kampın çevresindeki yollar asfaltlandı, Yayladağı'nda da kaldırımlar boyandı.
Jolie'yi Hatay Havaalanı'nda Vali Yardımcısı Orhan Mardinli, Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç, Dışişleri Bakanlığı temsilcileri ve öteki ilgililer karşıladı. Ünlü yıldızın uçağından önce, ekibini taşıyan özel bir uçak da Hatay Havaalanı'na indi. VIP salonu girişinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, bir süre dinlenen Jolie, kendisine tahsis edilen bir minübüsle konvoy eşliğinde geçici çadırkentlerin kurulduğu Altınözü'ne geçti. Konvoyda uçaktan indirilen oyuncakların bulunduğu bir minübüs de yer aldı. Jolie'nin kampa giderken geçtiği yolların üzerindeki evlerin balkonları meraklılarla doldu taştı. Jolie kampta, 1400 kadar Suriyeli sığınmacı ile bir araya gelerek, sorunlarını dinledi.

Türk ve dünya medyası, Jolie için bölgeye akın ederken, ünlü yıldız kendi fotoğrafçısını ve kameramanını getirince hiç birisi çadırkente alınmadı. Hatay Valiliği, yıldıza Milli Eğitim'e ait bir minibüs tahsis etti. Tahsis edilen minibüse bol miktarda su konuldu. Angelina Jolie'nin gelişinden önce çadırkentin içindeki bir grup Suriyeli, 'Sayın Erdoğan'a ve Türk halkına teşekkürler', 'Çocukların öldürülmesini ve camilerin yıkılmasını durdurun', 'Merci Sarkozy' yazılı pankartlarla gösteri yaparken, 'Yaşasın özgürlük' ve 'Esad'ı indireceğiz' sloganları attı.

*Akşam Gazetesi’nden, 18. 06.2011. Not: Başlık değiştirildi.

***

Postmodern Durum ve Kötülüğün Saydamlığı

Medya kuramcılığına, iletişimbilimciliğe, kamuoyu sevk-ve-idareciliğine soyunan, Akşam gazetesindeki köşesinden postmodern inciler döktüren bi akl-ı evvel, bi akıldâne, bi bilmemne bakınız neler yazmış Baudrillard’vari köşesinde. Baudrillard’vari dememiz burada tamıtamına yerli yerinde bi ifade kanımızca. Öyle, zira bu akıldâne Baudrillard’la teorik bir yakınlığa sahip değil yalnızca, dahası bu ikisi arasında pratikte de ilginç, deşilesi ve dahi ibret-i âlem için afişe edilesi benzerlikler söz konusu. Bilhassa kastettiğimiz benzerlik ise, Baudrillard nam postmodern (o bu sıfatı, ihtimal, reddedecektir!) teorisyenin bu işin pratisyenliğine de soyunarak Körfez Savaşı esnasında Bush’un kıçına takılan Mitterand’a danışmanlık etmesi ile bugün “Angelina Jolie: Hem şöhret hem de marka...” gibi üfürük başlıklar atarak köşesinden ahkam kesen bu posmodern sihirbaz, bu posmortem filosof, bu şaman, bu bilmemne, bu 28 Şubat döneminde ‘postmodern’ darbenin mimarı-mümessili-mesulü generallere hulus çakıp danışmanlık yapan, evet hulus çakıp danışmanlık yapan bu şahıs, işbu şahıs arasındaki ilginç ve çarpıcı bir biçimde açık, hatta apaçık, şeffaf ve saydam benzerliktir! Aman Allah’ım bu ne acaip bir simülakr vakası; hakkaten de hoppala, asıl hangisi, hangisi kopya!  Evet, iş bu şahıs bakınız neler döktürmüş köşesinde: 



Marka olmak için pek çok özelliğin yanı sıra iki tane temel unsur vardır... 'Olmazsa olmaz' iki öğe: Vaat ve güven.
Bizim şöhretlerimizin de Angelina Jolie (Tabii ki eşi Brad Pitt'in) markalarının nasıl yönetildiğini merak edip bizzat incelemelerinde yarar var. 'Tanınma ve beğeni arasındaki farkı' fark edebilmeleri ve markaları yerine tanınmışlıklarına yatırım yaptıklarında rekabetçi avantajlarını kaybedebileceklerini bir an olsun akıllarına getirmeleri iyi bir başlangıç olabilir. Yeni Türkü'nün o güzelim parçasında sözünü ettiği 'Gençliğin omzuma bir yük gibi bindiği'  dönemlerimde, ilkel solculuk yıllarımda olsaydım, ille de öküz altında buzağı arar, (işin tuhafı genellikle de tutturarak) bu gibi organizasyonların CIA'in işi olduğunu iddia eder, söylemi de bir dengine getirip 'Zap suyuna geçit yapmak varken, İstanbul'a köprü kondurmak burjuvaziye hizmettir' noktasına bağlardık...
Şimdilerde, özellikle de 'Akıl Oyunları'nı izleyip John Nash'i tanımak zorunda kaldıktan sonra (!), her 'interaksiyonda' taraflardan birinin diğeri tarafından kazıklanmasının şart olmadığını, tersine her tarafın kazanabileceğini kavramaya ve böylece Angelina Jolie'nin devr-i alem işlerine, ruhun melanet gözünden değil son derece bilinçli ve planlı 'marka yönetimi' ve de 'toplumsallık duygusu' penceresinden bakmayı öğrenmeye çalışıyoruz...
Angelina Jolie'nin gelişi ile zamanın Fransa Devlet Başkanı'nın eşi Bayan Mitterand'ın Kürt sevgilisi uğruna kendisini Güneydoğu vilayetlerimize atmaya kalkması arasında organik bir bağ ya da benzerlik aramaya çalışmak yanlış olurdu...
Eğer Jolie rolünü bu kez de doğru oynarsa -ki sanırım sorun olmaz-, o zaman herkesin kazanacağı bir tablo çıkacaktır ortaya. Mültecilerin, Türkiye'nin, Suriye halkının ve dünyada ruhunda bir miktar 'izan' kalmış herkesin kazanabileceği... Bir de ünlü oyuncunun ülkemizin tüm sorunlarını çözmeye, köşe bucaktaki saçı bitmemiş yetimin hakkını aramaya değil öncelikle kendi markasının vaadine uygun davranmaya çalıştığını, bunun da son derece tutarlı ve doğru olduğunu kavrayabilsek...

* Ali Saydam, Akşam Gazetesi, 18.06.2011

***

‘Her milliyetten, cinsiyetten, meslekten, meşrepten Angelina Jolie’ler, Angelina-Jolie’vari sanatçı, aydın, bilim adamı, akademisyen vesaireler yani şeytanın orospuları kime, niye, nasıl hizmet ediyor?’ sorusunu kurcalamak, deşmek ve irdelemek ve bu surette puslu havayı ve bulanık suda b/alık avlamayı seven İktidarın medya üzerinden zihinlere kurduğu pusuyu, tuzağı, mekri açık edip bozuma uğratmak, yeryüzünden zulmün ve fısk-u fücürun ortadan kaldırılmasına hizmet etmesi ölçüsünde bir gereklik, bir vecibe hiç kuşkusuz. Ne yani bize bir fâsık –bu ister bir şahıs olsun, isterse bir kurum– bir haber ilettiğinde onu (yani haberi ve haberi ileteni) araştırmayacak mıyız, önünü ardını kurcalamayacak mıyız, bulursak-bulduğumuzda yalanı dolanı, alavereyi dalevereyi,  hokusu pokusu afişe etmeyecek miyiz? Ama şu veya bu şahıs değil asıl önemli olan, aslolan belli bir tipin, kafanın, zihniyetin teşhisi ve teşhiri. Her ne hal ise, bir alıntıyla bitirelim bu bahsi:

Angelina Jolie Neden Türkiye'ye Geldi?


Angelina Jolie Türkiye’ye, dünyaya ABD’nin reklamını yapmak, insani bir problemde nasıl “duyarlı” olduğunu sergilemek, ABD’yi öne çıkarmak ve politikalarına zemin hazırlamak için gönderildi.

Büyük güçler sanat ve sporu, sanatçıları ve sporcuları da politikalarına araç yaparlar. Sporcularını, sanatçılarını, filmlerini, dizilerini dünyaya pazarlayarak kültür ihracatı yaparlar;  sanatçılar ve sporcular üzerinden kendilerine sempati toplarlar. Ayrıca bu medyatik şahsiyetleri dünyayı etkilemekte,  politikalarını anlatmakta, gündem oluşturmakta, ülkelerinin reklamını yapmakta ustaca kullanırlar. Bunu en iyi yapanlar ABD ve İngiltere’dir. Diğer batılı ülkeler de imaj oluşturma, tasarımlar üzerinden dünyayı etkileme, politikalarına destek bulma konularında iyidirler.

Hollywood bu konuda çok başarılı bir örnektir. ABD, film sektörü ile hem kendi kültürünü (hamburgere ve bencilliğe dayalı kültürünü) dünyaya yaymakta, hem de global politikalarına sempati oluşturmaktadır. Dünyaya zulmettiği, ülkeleri işgal ettiği, demokrasi adına ülkeleri talan ettiği, insan hakları ihlallerinin her türünü işlediği, pek çok otoriter yönetimin arkasında durduğu, çevreyi acımasızca tahrip ettiği halde dolaşıma soktuğu filmler üzerinden dünyanın her yerinde kendini “adaletli”, “insana değer veren”, “demokrasiyi yayan”, “çevreyi koruyan”, “ötekine toleranslı” bir modda sunabilmektedir. Amerikan filmleriyle zihinleri şekillenen nesiller Amerika’nın zulümlerini, işgallerini göremediği gibi, birer Amerikan hayranı olup çıkmaktadır. Son yıllarda Anglo-Yahudi İttifakı Hollywood ve medya üzerinden bir İslam fobisi oluşturmanın, dünyaya olumsuz, sevimsiz, teröre destek veren bir Müslüman imajı sunmanın gayretindedir. Bunda epeyce de başarılı olmuşlardır. 11 Eylül sonrası çevrilen her filmde “terörist Müslüman” karelerine rastlanmaktadır.

Yani büyük güçler önce global şöhretler oluşturmakta, bu şöhretleri dünyaya pazarlamakta, sonra da bunların etinden, sütünden, imajından vs. her şeyinden sonuna kadar yararlanmaktadır. Suriye’ye gelen Angelina Jolie’nin bu tür seyahatlerden çok da memnun olduğunu sanmıyorum. Eğer imaj makerlerinin talimatlarını dikkate almazsa bir günde işini bitirirler, defterini dürerler. Tıpkı Yahudiler aleyhine film çeviren ve atıp tutan Mel Gibson’nun bitirildiği gibi.

Amerikalıların dünyaya pazarladıkları bu türden pek çok figürleri var. İngilizlerin de futbolcu Beckam’ı ve eşi var; bunları her vesileyle dünyaya pazarlıyorlar. Adamın futbol tarafı nasıldır bilemem; futboldan çok anlamam. Ama İngilizler Beckam ve karısı üzerinden bu ailenin her şeyini pazarlıyorlar ve ülkeleri adına bunları reklam vesilesi olarak sonuna kadar kullanıyorlar.

Bizim gibi ülkelerde ise bu tür değerler bir figür haline getirilmez; kendiliğinden çıkan ve dünyada kabul gören bazı kabiliyetler ise imha edilir; bitirilir. Bunun istisnası kökeni beyaz (Orhan Pamuk, Sertap Erener, Fazıl Say gibi) kişiliklerdir. Bunlar da ülke yararına öne çıkarılmaz; hatta yer yer “bu ükede yaşanmaz Türkiye’yi terkediyorum” diyerek dış dünyanın dikkatini başka şekilde çekerler. Global güçler lehine ülkenin adını karalamaktan çekinmezler. Ama eğer sanat ve spor dünyasında öne çıkan kabiliyetler kara Türklerden ise, daha doğrusu sistemle doku uyuşması olmayan figürler ise önü kesilir, karalanır, imha edilir, yaşamasına fırsat verilmez.

…İşte Angelina Jolie Türkiye’ye, dünyaya ABD’nin reklamını yapmak, insani bir problemde nasıl “duyarlı” olduğunu sergilemek, ABD’yi öne çıkarmak ve politikalarına zemin hazırlamak için gönderildi. ABD arkasında yüzlerce kişilik medya ordusuyla bu medyatik kişilik üzerinden dünyaya arzu ettiği mesajı verdi. Bundan sonra kendi politikalarını devreye sokması çok daha kolay olacaktır…

www.yusufgezgin.com’dan, 18.06.2011.