Menu
MUSTAFA ÇİFTÇİ İLE SÖYLEŞİ
Söyleşi • MUSTAFA ÇİFTÇİ İLE SÖYLEŞİ

MUSTAFA ÇİFTÇİ İLE SÖYLEŞİ

“Kalfa Uykusu” denemelerden oluşuyor. Ancak denemelerin bir yönüyle hikâyelerinle akraba, bir yönüyle de anılarla harmanlanıyor. Nasıl bir sentezin yahut harmanın ürünü sence bu denemeler?

Sentez yaparken hiç farkında olmadığım için nasıl olduklarına ilişkin bir yorumlamam olamayacak ama. Hikâye yazmaktan daha kolay bir iş olduğunu söylemeliyim. Yazıyı hantallaştırmadığınız müddetçe istediğiniz şekilde yazıyorsunuz bu güzel bir şey.

Kitabın sunuşunda “hissetmek ve hissettirmek gayretiyle” yazdığından bahsediyorsun. Biraz daha açar mısın? Ne demek istiyorsun?

Yani bilmenin peşinde değilim. Bazıları sanatçı kısmından bilmesini bekliyor. Sanatçı ancak sezebilir. Bilmek peşinde olanlar var. Hocalar, akademisyenler, eleştirmenler ,uzmanlar onların emeğine de hürmet etmek ve sanatçıdan bilmesini beklememek lazım. Ben de bilmiyorum ama hissediyorum diyorum.

Hüzne yabancı olmayan hatta onu da içeren bir neşe var yazdıklarında. Bu biraz da hayata bakışınla mı ilgili?

Herhalde öyledir. Annem rahmetli de öyleydi. Kederlenmeyi pek doğru bulmazdı. Tercihi hüzünden yanaydı ama mesela kederlenecek kadar bir hüzün değil. Bu bana da sirayet etmiş olabilir. 

Denemelerinde –en azından temaları seçiş biçimi bakımından- Refik Halit Karay, Osman Cemal 
Kaygılı gibi kalem erbabının tadı var. Gündelik hayata dair bir arkeolojik kazı yapıyorsun adeta. Ne dersin?

Merakımın peşindeyim. Bu merak duygusu itibar edilir bir duygu mudur onu kestiremiyorum. Ama okumamı, yazmamı bu merak besliyor onu biliyorum. Belki uzmanlık da merak neticesinde oluyor ama o zaman merakınıza bir de sabır eşlik etmeli. Ama bizimkisi çocuksu bir merak. Yani disiplin altına alınmış bir merak değil.

“Nostalji”nin anlamı ne senin için? Kendini nostaljik buluyorsun? Yoksa sana bu gözle bakanlar haksızlık mı ediyorlar?

Eskiyi anmayı, eski adamları hatırlamayı, eski mekanları görmeyi seviyorum. Ama ben geçmişte yaşayan bir insan olmak istemiyorum. Bana göre eski bayramlar güzeldi tamam ama şimdiki bayramlar da güzel. “Eskiden yollar bozuk, sular bozuk, paralar bozuk ama adamlar sağlamdı.” diye bir uyduruk söz var. Böylesi sözler çok satar, nostalji size ekmek yedirir ama sürekli nostalji de herhalde delikanlıyı bozar...

Seninle yapılan söyleşilerde sorular dönüp dolaşıp “taşraya” geliyor. Denemeleri okuyunca taşra- merkez ayrımının biraz yapıntı olduğu üç aşağı-beş yukarı benzer tecrübeleri İstanbul’da yaşamış olduğumu düşündüm. Ben de Alamancı çikolatası yedim, bizim semtte de kuşçu vardı… Örnekler çoğalıp gidiyor. Sen ne dersin?

Dikkat etmezsen taşranın yerini saptırırsın. Ya kötülüğe adres olarak tanımlarsın ya da güzelleme yaparsın. İkisi de yanlış. Taşra da Türkiye ortalaması neyse odur. Her şeyiyle bir Türkiye vasatıdır yani. 

“Gönül Dağı” dizisi senin için nasıl bir tecrübe oldu? Hikâyelerinin ekrana uyarlanmış hali ile hikayelerini karşılaştırdın mı?

Sinema ve edebiyatın dili kendine has. Karşılaştırmak pek doğru netice vermiyor. Ama hikayelerin ekrana yansımız ve daha çok görünür olması sanatçı kısmını mutlu eden bir şey.

“Yengeler Cumhuriyeti”, “Enişte Risalesi” diye iki derleme yaptın? Nasıl bir süreç oldu senin için? Benzer başka projelerde yer almak ister misin?

Güzel tecrübelerdi. Yazı istemek, gelenleri değerlendirmek, hangi yazardan nasıl bir metin gelir tahmin etmeye çalışmak farklı tecrübelerdi benim için. Hazırda yen bir proje yok ama bakalım nasip... 

Sinan Sertel’in “İçimdeki Kahraman” filminde senin de emeğin var. Pandemi dolayısıyla henüz görme fırsatımız olmadı. Biraz da ondan bahseder misin?

Sinan'la güzel bir vesile ile tanıştık. Birbirimiz pek sevdik. Bir de film projemiz var hastalığa takılan. Ama vatandaş aşılarını olsun, ortalık biraz rahatlasın o zaman gösterime girer, seyirciyle buluşur umarım...

“Ah Mercimeğim” 2017’de yayınlanmıştı. Yeni hikâye kitabı için çok bekleyecek miyiz? 

Ben de bilmiyorum ama çok beklemeden yazıp çıkmak istiyorum, bakalım kısmet...

SUAVİ

1972 İstanbul doğumlu. İlk şiiri 1991 ekim ayında Türk Edebiyatı dergisi okur mektupları sayfasında yayınlandı. Pek çok dergide dergi ve gazetede yazı, şiir ve röportajlarıyla yer aldı. Sebepsiz Serçe, Taş Suya Değince, Heves ve Tövbe Gölgeliği isminde dört şiir kitabına, Kırk Gri Hırka ve Dünyanın Çekmeceleri isminde iki hikaye kitabına imza attı. Ayrıca Pierre Karton namı-ı müstearıyla Horkhaymır’dan Alzhaymır’a Türk Aydını isimli bir de mizah kitabı mevcut.

Daha fazla görüntüle
Diğer Yazıları