Menu
GAZZE DÜŞERKEN ACI BİR TEMAŞA
Şiir • GAZZE DÜŞERKEN ACI BİR TEMAŞA

GAZZE DÜŞERKEN ACI BİR TEMAŞA

yol yorgunu değilsek hayat yorgunu sayılırız

döne döne ezilen buğday daneleri kaşla ve göz arasında

dünya değirmeninde ağarmış saçlarımız

yenildik ama kopmadık hikâyeden

direkleri çökmüş çadırlarda iyi oynadık fakirliğin rolünü

delirmek mümkündü hâlâ uzak yerlerde


sana uzak, en uzak noktasından ölümüm

iftar saatinde çok tesirli bombalarla

siyah matem renginde artık tüm mevsimler

sinsi ve kalleş seansları zulmün

ötesi kara geceler ötesi ölüm


-ki ötekiler sanki muaftır hesap gününden-

buruşturup çöpe atarlar tüm resmi belgeleri

celp çağrıları, mahkeme kayıtları ve tükenişin izi

onların hükmü yok; dünya sizin cennetiniz.

yürek burkan yangınlar arasında sıradan ölümler

ancak yine de ters giden bir şeyler var bu hayatta

tepe taklak olmuş yeni düzeninde dünyanın

taklacı barış güvercinleri, galaksiler arası diyalog,

hoşgörülü holokost severler …


üç ayaklı tüm sehpalara son bir sadme

sırasını beklemeden ölümün atılmak mermilere

küçüklere küçük, büyüklere büyük kurşunlar arielden

orantısız güçler mon’Şer

kuşatılmış toprakların altında karanlık tünellerde bombalar

molozlar, taş yığınları, çökmüş binalar ve bitimsiz çığlıklar

nefessiz bir hayat, ölüm burada çok olağan.


yeni cumhuriyetçiler, dans severler, seküler ve ılıman …cılar

bakın ne güzel dünya: makam araçları, riba ve şuh kadınlar…

geceleri siyah tülden elbiseleriyle çekici,

etten kemikten ve cesetlerden geçerken bir buldozer

ilişkisi yok ve ruh durumu müsait,

elinde sagarla sosyalleşerek yaş günlerini kutlayanlar,

çağın rengine ne kadar uyuyor

ve gözleri tamamen kapalı, kalpleri saf pırlanta

bu cephe çökmüş hedonist hazların gösterişiyle

burası yenilginin başkenti

bu dünya hayatı tatlı sahiden, ümit sizsiniz…


melon şapkalarını, kasketlerini, kipalarını sevdiler

ki siyahtı matemin rengi desenleri al kandan

köpürttüler tütsülediler elediler ne dediler

alkışladılar zulmü, kötülükte kışladılar

temiz sayılamayacak kalpleri taş kadar katıydı

akşam haberlerinde bugün Gazze’de ne çok kadın ve çocuk

yıkıntıların arasından geçiyor kameralar kapatalım gözlerimizi

kulaklarımız sağırdır, duymayız ki zaten olan biteni

üstüne kahve içilir ya da bir bardak soğuk su

yalanlar söyleriz aydınlıktan yılanlar için gri yalanlar


yine de yaralarımız kanar

ki Gazze yıkılırken biz susarız!


ölümün debisi kaç piksel ey sevgili Dicle

kanımızın aktığı o kutsal nehir

ki adımız yenilginin hizasına yazılmıştır.


Gazze tükenişin resmi

Gazze direnişi adı

Gazze insanlığın miadı


ağrıların en şiddetlisi kalp ağrısı, az ötede istikbalin.

kalk silkelen koş bağır bir yumruk at ekrana

uyan bak çok yakın zafer sana

kardeşlerin ölüyorken orada

bakarak seyrederek kınamayla olmayacak bu iş,

klavyenin tuşlarına değil tetiğe dokunacaksın!

çarkına çomak sokarak kahpe dünyanın

yeni bir ulabatlı dikecek sancağını surlara

dönecek devran yedi kollu şamdan sönecek

sonra gün doğacak üzerine

modern zamanlarda yeni bir gazanın adı Gazze

yeniden söylenecek marşı İslam’ın.

yeter ki sen kalk doğrul yerinden

bu kurşunlar yeni, bu yumruk zinde

diriliş yeniden, zafer yeniden, müjde size

yeniden Şam yeniden Kudüs yeniden Gazze…

Ercan

1973 yılında Edirne’de doğdu. Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1995 yılında mezun oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir proje okulunda Türkçe öğretmeni olarak çalışmakta ve -uzun yıllardır- İstanbul’da yaşamaktadır.Eserleri “Yedi İklim, Dergâh, Ayna ve İnsan, Temrin, Mağaradakiler, Barbar…” dergilerinde yayımlandı. Halihazırda şiir, öykü, deneme ve röportajları “Hece, İstanbul Birnokta, Dil ve Edebiyat, Temmuz, Hayal Bilgisi…” dergilerinde yayınlanmaya devam etmektedir.1993’te Cahit Zarifoğlu Şiir Birinciliği, 1995’te Altın Koza Dadaloğlu (Altın Koza Film Festivalinde şiir dalında) Özel Ödüllerini aldı. “Atlılar” dergisi tarafından en iyiler –şiir dalında- arasında gösterildi. Çeşitli mecralarda köşe yazıları yazdı. Şiirleri 2015 yılında “Ten ve Gölge” ismiyle kitaplaştı. “ SON BİSKÜVİ” adlı öykü kitabı da, Ötüken Neşriyat tarafından Kasım 2016’da yayımlandı. Yazar, “Son Bisküvi” kitabıyla Hayal Bilgisi dergisi, 2017 Öykü Ödülüne layık görüldü. İstanbul’da yaşamaya ve yazmaya devam etmektedir.

Daha fazla görüntüle
Diğer Yazıları