
yol yorgunu değilsek hayat yorgunu sayılırız
döne döne ezilen buğday daneleri kaşla ve göz arasında
dünya değirmeninde ağarmış saçlarımız
yenildik ama kopmadık hikâyeden
direkleri çökmüş çadırlarda iyi oynadık fakirliğin rolünü
delirmek mümkündü hâlâ uzak yerlerde
sana uzak, en uzak noktasından ölümüm
iftar saatinde çok tesirli bombalarla
siyah matem renginde artık tüm mevsimler
sinsi ve kalleş seansları zulmün
ötesi kara geceler ötesi ölüm
-ki ötekiler sanki muaftır hesap gününden-
buruşturup çöpe atarlar tüm resmi belgeleri
celp çağrıları, mahkeme kayıtları ve tükenişin izi
onların hükmü yok; dünya sizin cennetiniz.
yürek burkan yangınlar arasında sıradan ölümler
ancak yine de ters giden bir şeyler var bu hayatta
tepe taklak olmuş yeni düzeninde dünyanın
taklacı barış güvercinleri, galaksiler arası diyalog,
hoşgörülü holokost severler …
üç ayaklı tüm sehpalara son bir sadme
sırasını beklemeden ölümün atılmak mermilere
küçüklere küçük, büyüklere büyük kurşunlar arielden
orantısız güçler mon’Şer
kuşatılmış toprakların altında karanlık tünellerde bombalar
molozlar, taş yığınları, çökmüş binalar ve bitimsiz çığlıklar
nefessiz bir hayat, ölüm burada çok olağan.
yeni cumhuriyetçiler, dans severler, seküler ve ılıman …cılar
bakın ne güzel dünya: makam araçları, riba ve şuh kadınlar…
geceleri siyah tülden elbiseleriyle çekici,
etten kemikten ve cesetlerden geçerken bir buldozer
ilişkisi yok ve ruh durumu müsait,
elinde sagarla sosyalleşerek yaş günlerini kutlayanlar,
çağın rengine ne kadar uyuyor
ve gözleri tamamen kapalı, kalpleri saf pırlanta
bu cephe çökmüş hedonist hazların gösterişiyle
burası yenilginin başkenti
bu dünya hayatı tatlı sahiden, ümit sizsiniz…
melon şapkalarını, kasketlerini, kipalarını sevdiler
ki siyahtı matemin rengi desenleri al kandan
köpürttüler tütsülediler elediler ne dediler
alkışladılar zulmü, kötülükte kışladılar
temiz sayılamayacak kalpleri taş kadar katıydı
akşam haberlerinde bugün Gazze’de ne çok kadın ve çocuk
yıkıntıların arasından geçiyor kameralar kapatalım gözlerimizi
kulaklarımız sağırdır, duymayız ki zaten olan biteni
üstüne kahve içilir ya da bir bardak soğuk su
yalanlar söyleriz aydınlıktan yılanlar için gri yalanlar
yine de yaralarımız kanar
ki Gazze yıkılırken biz susarız!
ölümün debisi kaç piksel ey sevgili Dicle
kanımızın aktığı o kutsal nehir
ki adımız yenilginin hizasına yazılmıştır.
Gazze tükenişin resmi
Gazze direnişi adı
Gazze insanlığın miadı
ağrıların en şiddetlisi kalp ağrısı, az ötede istikbalin.
kalk silkelen koş bağır bir yumruk at ekrana
uyan bak çok yakın zafer sana
kardeşlerin ölüyorken orada
bakarak seyrederek kınamayla olmayacak bu iş,
klavyenin tuşlarına değil tetiğe dokunacaksın!
çarkına çomak sokarak kahpe dünyanın
yeni bir ulabatlı dikecek sancağını surlara
dönecek devran yedi kollu şamdan sönecek
sonra gün doğacak üzerine
modern zamanlarda yeni bir gazanın adı Gazze
yeniden söylenecek marşı İslam’ın.
yeter ki sen kalk doğrul yerinden
bu kurşunlar yeni, bu yumruk zinde
diriliş yeniden, zafer yeniden, müjde size
yeniden Şam yeniden Kudüs yeniden Gazze…
1973 yılında Edirne’de doğdu. Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1995 yılında mezun oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir proje okulunda Türkçe öğretmeni olarak çalışmakta ve -uzun yıllardır- İstanbul’da yaşamaktadır.Eserleri “Yedi İklim, Dergâh, Ayna ve İnsan, Temrin, Mağaradakiler, Barbar…” dergilerinde yayımlandı. Halihazırda şiir, öykü, deneme ve röportajları “Hece, İstanbul Birnokta, Dil ve Edebiyat, Temmuz, Hayal Bilgisi…” dergilerinde yayınlanmaya devam etmektedir.1993’te Cahit Zarifoğlu Şiir Birinciliği, 1995’te Altın Koza Dadaloğlu (Altın Koza Film Festivalinde şiir dalında) Özel Ödüllerini aldı. “Atlılar” dergisi tarafından en iyiler –şiir dalında- arasında gösterildi. Çeşitli mecralarda köşe yazıları yazdı. Şiirleri 2015 yılında “Ten ve Gölge” ismiyle kitaplaştı. “ SON BİSKÜVİ” adlı öykü kitabı da, Ötüken Neşriyat tarafından Kasım 2016’da yayımlandı. Yazar, “Son Bisküvi” kitabıyla Hayal Bilgisi dergisi, 2017 Öykü Ödülüne layık görüldü. İstanbul’da yaşamaya ve yazmaya devam etmektedir.