
aşk uzun hikâye
tesadüfi bir dokunuş yer-yüzünde
kadim efsanesi yanılgının
sevda çölünde sanrı
kaybettim ben onu yıllar evvel
derinliğinde gözlerinin
şimdi sırası değil
açık kalp ameliyatından söz etmenin
elbet bir gün karışır ruhlarımız biri birine
mezarlarımızı sarı çiğdemler basmadan önce
aşk ağızlarda çiğnenerek tükenen haz
fakat duruyor hâlâ uzaklarda bir yerlerde,
kalbimizin derinliklerinde…
yollarımız ayrıldı çoktan
bir gençlik söylencesi olarak
çıkarıp attık onu üzerimizden
üryanız artık yoksul gönül bahçesinde
son fasılda kurumuş göz pınarlarımız
o cevval ve terütaze ay yüzlü sevgiliden;
mektuplar kalacak terekemize
fildişi işlemeli abanoz tarak, eski çeyiz sandığında
kırmızı kadife kesede beyaz mendiller
ve sözümüzün senedi o yüksük
alev alev parlamakta hâlâ mazideki karanfiller
kırılgan gövdesi güzelliğin
şark ekspresiyle giderken uzaklara
aşkım, gülüm, biricik sevgilim
evlilik çift taraflı cendere
sevinçli günlerimizi hatırla
kendimizden geçtiğimiz
aşk yaşıyor olabilir belki hâlâ
90’lı yılların İstanbul’unda tenha bir sokakta
üftâdelerin verdiği dersler kızaran dudaklarından
artık yanarak kül olmuş bir yalının iskeletinde
bir üveyik masumiyetini kuşanan sesinde gençliğinin
bilindiği gibi çok eski bir meseldir aşk
akkor ateş elinle tutmaya çalıştığımız
mazimiz, koyu yenilgimiz bizim
farkında değiliz günbegün öldüğümüzün
yalana kaçan imgesi şairlerin
aşk çok eski bir söylentidir buralarda
viran-hânemizin
çatısını uçuran o hoyrat fırtınada
solgun aşk kalıntıları gizlidir
her şeyden vazgeçebileceğim zamanlara erdim
bilge sayılmam yine de,
küpe çiçekleri kanatır yalnızlığımızı
mecalim yok, söndü gözlerimin feri
ama yine de ölürken bile fısıldayabilirim kulağına:
hâlâ âşığım sana!
aşk çok eski bir mesel
Ferhad’ın dağlarında sönmüş volkan
Kays’ın dudaklarında solgun bir gül imgesi
gecenin aydınlığa dönüşen yüzü
maziden şu âna yolculuk
soluk ve çok eski bir hikâyedir,
kalbimizde aşk…
1973 yılında Edirne’de doğdu. Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1995 yılında mezun oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir proje okulunda Türkçe öğretmeni olarak çalışmakta ve -uzun yıllardır- İstanbul’da yaşamaktadır.Eserleri “Yedi İklim, Dergâh, Ayna ve İnsan, Temrin, Mağaradakiler, Barbar…” dergilerinde yayımlandı. Halihazırda şiir, öykü, deneme ve röportajları “Hece, İstanbul Birnokta, Dil ve Edebiyat, Temmuz, Hayal Bilgisi…” dergilerinde yayınlanmaya devam etmektedir.1993’te Cahit Zarifoğlu Şiir Birinciliği, 1995’te Altın Koza Dadaloğlu (Altın Koza Film Festivalinde şiir dalında) Özel Ödüllerini aldı. “Atlılar” dergisi tarafından en iyiler –şiir dalında- arasında gösterildi. Çeşitli mecralarda köşe yazıları yazdı. Şiirleri 2015 yılında “Ten ve Gölge” ismiyle kitaplaştı. “ SON BİSKÜVİ” adlı öykü kitabı da, Ötüken Neşriyat tarafından Kasım 2016’da yayımlandı. Yazar, “Son Bisküvi” kitabıyla Hayal Bilgisi dergisi, 2017 Öykü Ödülüne layık görüldü. İstanbul’da yaşamaya ve yazmaya devam etmektedir.