Menu
BAHATTİN YILDIZ VEFAT ETTİ
Haberler • BAHATTİN YILDIZ VEFAT ETTİ

BAHATTİN YILDIZ VEFAT ETTİ



Bahattin Yıldız, Afganistan’daki son uçak kazasında vefat etti.

Biz onu, dipdiri bir Müslüman olarak bilirdik. İş olan yerde bulundu Bahattin Yıldız, eylemin olduğu yerdi adresi…

Bahattin Yıldız'a rahmet dileriz; kardeşlerinin, dostlarının, arkadaşlarının, sevenlerinin başı sağ olsun.

“innalillahiveinnaileyhiraciun”



1956 Sivas doğumlu olan Bahattin Yıldız, 1975 yılında İzmir İmam Hatip lisesinden mezun oldu. 1987 yılında Erzurum İşletme Fakültesini bitirdi. Yazıları Mavera, Güldeste, Gurbet dergilerinde ve Milli Gazete´de yayınlandı. Bahattin Yıldız´ın Savaşan Afganistan, Cihat Günlüğü, Kar Çiçeği, Karda Ayak İzleri, Güllerin Vedası isimli kitapları yayınlandı.



İBRAHİM KARAGÜL: BİR YİĞİT ADAMI KAYBETTİK

Bazen yazmak, bir şeyi anlatmak, kelimeleri ardı ardına sıralamak, bir cümle kurmak öyle zordur ki... Hele söz etmek istediğiniz konu size çok yakınsa, onunla aranızda çok güçlü bağlar varsa...

Kelimeler, cümleler zihninizde hızla akar gider ama bir tanesini bile aktaramazsınız. Yutkunursunuz, ağzınız kurur, kalbinize bir ağrılık çöker, gözleriniz hiç bir şeyi seçemez olur, dolup dolup taşar...

Dün böyle bir gündü benim için. Öyle sanıyorum ki, uzunca bir süre de öyle olmaya devam edecek. Gençlik yıllarımdan bu yana, bir "toy" üniversite öğrencisi olarak İzmir´e adım attığım yıldan bu yana ekmeğini, zamanını, düşüncelerini, birikimlerini, heyecanını, sorumluluğunu, kaygılarını, sevinçlerini, ideallerini benimle, bizimle, seçkin ve coşkulu bir grup genç insanla paylaşan, direniş öncüsü bir yiğit adamı kaybettik...

Yıllar önce, saf, tertemiz Afgan direnişine kanıyla katkıda bulunan, o günden bu yana, Balkanlar´dan, Ortadoğu´dan Güney Asya´ya kadar ülke ülke ideallerinin peşinde koşan Bahattin Yıldız, dün yine o topraklarda, Afganistan´da bize veda etti. IHH´nın Asya Koordinatörü Faruk Aktaş´la birlikte, Kunduz´dan Kabil´e giderken düşen Pamir Havayolları´na ait uçağın yolcuları arasındaydı. Yine bir "sefer"deydi. Ama bu sefer hizmet için, insani yardım için, yetimler için oradaydı.

Vefat etti. Belki farkında değiliz ama sadece biz, onu tanıyanlar, onunla dost olanlar değil, Türkiye çok değerli bir insanını kaybetti.

Onu sevmeyen kimseyi görmedim ben. Bu ülkenin sessiz öncülerinden biriydi. Bir yiğit adamdı, belki bizim tanıma sansı bulduğumuz birkaç delikanlıdan biriydi.

Şan, şöhret, toplumsal statü, zenginlik, iktidar umurunda bile olmadı. Ama bunların hepsinin ötesinde, daha derin, daha güçlü bir miras bıraktı geriye.

Biz; dostları, arkadaşları olarak o mirasa sahip çıkacağız ve onu unutturmayacağız.

Cesaret, özveri, tevazu, vefayı, bu toprakların ruhunu ondan öğrendik çünkü.

Allah rahmet etsin...

Çok üzgünüz...

(YENİ ŞAFAK, 18 MAYIS 2010)









ARKADAŞI ARİF ALTUNBAŞ, BAHATTİN YILDIZ'I ANLATTI:

Bir yıldız daha kaydı aramızdan…

Erzurum’un en soğuk günlerinin biriydi. Yıldız semtindeki öğrenci yurdunda ısınma yok, su yok, yemekhanesi yoktu. Anadolu’dan gelen öğrenciler barınıyordu sadece burada, kirası ucuz diye.

Palandöken bembeyaz kardan bir giysiye bürünmüştü. Erzurum’un soğuğu bıçak gibi kesiyordu her yanı. Adeta nefesiniz donacak gibiydi. Su boruları dondan dolayı çalışmıyordu. Karları eriterek çay demledi arkadaşlar bize. Çaylarımızı yudumladıktan sonra iliklerimize kadar üşüdüğümüzü fark ettik.

Ankara’daki yurtta bizim her şeyimiz vardı. Sıcak su, kalorifer, üç öğün sıcak yemek ama yinede bazı ehli keyf arkadaşlar yemeklerden şikayetçi idi. Halimize şükrettim. Şikayetçi olan arkadaşlar, bir hafta bu yurtta kalsalar, acaba yine de şikayetlerine devam ederler mi, diye düşündüm.

Ben, burada tanıdım Bahaddin Yıldız’ı önce. Burada dostluğumuzun ilk temel taşları atıld, harcı kar suyundan demlenmiş sıcak çay ve dava arkadaşlığından oluşuyordu. 1975 yılında İzmir İmam- Hatip Lisesi’ni bitirmiş ve Erzurum Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne kaydını yaptırmış ve 1987 yılı Afganistan dönüşü okulunu bitirmişti.

<78 kuşağından Bahaddin Yıldız’ı tanımıyan yoktur Erzurum’da ve üniversitesitede ve Akıncılar arasında. Hicri 1400 yılı dolayısıyla Mehmet Öztürk’le birlikte Erzurum’dan Ankaraya kadar maraton koşmuşlardı. İyi bir maratontoncuydu. Palandöken dağları onun nasıl kayak yaptığına şahittir. Ve onun nasıl adam gibi bir Akıncı  olduğunu, dostları da düşmanları da çok iyi bilir.

Akıncılar İzmir Teşkilatı Başkanlığı sırasında Bahaddin Yıldız, sadece İzmir ile değil tüm Ege bölgesini kuşatan bir çalışma yapıyordu. O, 20. yılın dervişi idi. Kendisini tanıyan herkes gibi ben de, mütevazi, sessiz, kimseye zararı dokunmayan, inançlı, imanlı, davasına ve kavgasına sadık, korkusuz mangal gibi bir yüreği olan bir Müslüman olduğuna şahadet ederim.

Kendisinin çok yakın bir dostu olarak, hiçbir zaman makam, mevki, rütbe, şan, şöhret, zenginlik..vs. gibi nefse hoş gelen dünyalık değerlere boyun eğmediğini ve onlara asla pirim verme bayağılığa düşmediğini bilirim. Dost ve arkadaşlarına karşı vefalı ve sadık biri idi… 12 Eylülden sonra bende yurt dışına çıkmak zorunda kalanlardanım. Dost ve arkadaşlarımdan çok azı annemi ve kardeşlerimi ziyaret etmiştir. Bahaddin o vefalı dostların başında gelir. Yaşlı annem başta olmak üzere bizim evde herkes Bahaddin’i bilir. Sanki ailemizin bir ferdi gibidir. Ben 10 yıl ülkeme giremedim. Bu süre içinde  Bahaddin hep annemi arayıp ziyaretine gelmiş. On yıl sonra annem bana, ‘oğlum sen bayramlarda evimizde yoktun.Ama; arkadaşın Bahaddin Allah razı olsun senin yerine hep beni ziyarete geldi’ dediğinde ne kadar mutlu olduğunu ve olduğumu tarif edemem. Belki de O çağımızın bir Ebu Zer’i gibiydi desem yanlış olmaz. Ve, O’nu yakından tanıyanlarda bana hak verirler sanırım… Kuşağımızın eli kalem tutan, kalemin hakkını veren ve namusuna sahip çıkan arkadaşlarımızın önde gelenlerinden biri oldu hep. İnanıp kafasına koyduğu bir işi tek başına da olsa yapar veya yapmaya çalışırdı. Bahaddin Yıldız olarak O, tek başına bir ordu ve tek başına bir ümmet idi.

12 Eylül darbesinin mağdurlarından biri olarak, o da bir çok kardeşimiz gibi ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır. O çetin günlerin, sert iklimlerin, çileli yolların, islam davasının bir eri olarak, Rusların zulmüne uğraan Afganlı kardeşlerinin yanında omuz omuza savaşmayı tercih etti. olay ve rahat olan yollarda değil, zor ve meşakkatli olan yollarda yürümeyi denedi. Yıllarca Afganistan’da cepheden cepheye savaştı. Palandöken dağlarında, Erzurumun karlı yollarında, soğuk ikliminde yaptığı sporlar Hindikuş Dağlarında işine yaradı. 1982 yılında cephedeyken sağ omzundan yaralandı.Peşaver’de bir hastanede tedavi görür iken, Almanyadan kendisini ziyerete gittim. Beni Peşaver havaalanında karşılamaya geldi.Omzundan ve kolundan ağır yaralar almıştı. Orada kucaklaştık eski bir dost olarak… Çok mutlu olmuştu…Tek katlı topraktan yapılmış bir hastanede tedavi ediliyordu. Her türlü tıbbi ilaç ve aletin yok olduğu bir viraneydi kaldığı hastane. Ama; suratı asık bir yaralı görmedim ve herkes çok mutlu idi. Hele Türkiyeli olduğumu duyan yaralılar;görmeye,tanışmaya,dost olmaya geliyordu yanımıza. Özbek kökenli bir Afgan yaralı mücahid, cephede savaşan Türkiyeli gençlerin kahramanlıklarından bahsediyor ve ‘’onlar zamanımızın sahabeleri gibidir’’ diyordu. İşte, Gazi Bahaddin Yıldız da böyle bir yiğitti. Gözünü budaktan sakınmıyan, korku tanımaz, kavgadan kaçmıyan bir Allah eri, İslam savaşcısı idi. Dervişti, mümindi, mücahiddi, adam gibi bir müslümandı. Müminlere karşı müşfik ama, kafirlere karşı aslan kesilirdi. Ona yatağında ölmek yakışmazdı. Ve öyle de oldu. Afganistan’da kaldığı sürece orada gördüklerini bir gazeteci gibi Abdulhamit Muhaciri ve Ferhat Dağcı takma adıyla Türkiyede çeşitli yayın organlarında insanımızla paylaştı. Yıllar sonra, Ferhat gibi karlı dağları, tepeleri, susuz çölleri, çileli yolları, sınırları aşarak Afganistan’dan ülkesine geri döndü. Yargılandı. Müslüman olmaktan başka hiçbir suçu yoktu. Birçok insana isnad edilen, 12 eylül darbecilerinin iftiralarına muhatap oldu ise de delil olmadığından dolayı davalardan beraat etti. Birçok gazete,dergi ve yayın organında Afganistan üzerine yazılar yazdı, yorumlar yaptı. Son olarak da, Almanya’da www. yorum-online.de ve Dünya Bülteni adlı yayın organında düzenli yazıları yayınlanıyordu.

Gazi Bahaddin Yıldız bizim kuşağın sevilen romancısıdır aynı zamanda. Birinci Kitabı;Savaşan Afganistan,1985 yılında Ferhat Dağcı takma adıyla Rahmet yayıncılık tarafından yayınladı. İkinci Kitabı; Cihat Günlüğü,1988 yılında Abdulhamit Muhaciri takma adıyla, Üçünçü kitabı;Kar Çiçeği,1995 yılında Bahaddin Yıldız, Dördüncü Kitabı;Güllerin Vedası, 1996 yılında Bahaddin Yıldız, Beşinci Kitabı;Kardaki Ayak izleri; 2003 yılında Bahaddin Yıldız olarak Özgün yayıncılık tarafından yayınlandı

Hanımının yurt dışı görevi dolayısıyla Bahaddin, birkaç yıldır geçici olarak Almanya’da yaşıyordu. Orada da görüştüm, kendisini ziyarete gittim.

Son görüşmemiz 14.05.2010 günü istanbuldaki evimde telefonla oldu. Bahaddin’den bir telefon geldi. Hal hatırdan sonra;’’Arif ben Afganistana gidiyorum İHH dan bir arkadaşla beraber.Senin Serdar diye bir arkadaşın vardı Kabil’de onun telefon numarasını verebilir misin’’ dedi. Beş dakika sonra onu ben aradım bu sefer. Meymene milletvekili olan arkadaşım Serdar’ın telefon numaralarını bulup verdim. ‘’Hakkını helal et Arif’’dedi. Helalleştik. 30 yıllık arkadaşımdır Bahaddin Yıldız… Hiç de helalleştiğimizi hatırlamam O’nunla… Ama; bu sefer O, ‘hakkını helal et’ dedi bana. Sanki, geri dönülmez bir yola gidiyor gibi. Güllerin vedası gibiydi gidişi….

Tekrar ediyorum. Bin defa helal olsun, Sivasın evladı, Erzurumun göz ağrısı, İzmirin yiğidi, Hindikuşların şahini kardeşim benim. Ben yeni geldim, bir hafta oldu Tanrı Dağları’ndan, Kırgızistan’dan daha… Kader ise seni tekrar Hindikuşların zirvesine çekti yeniden. Kar çiçekleri açsın, diye, Hindikuşların zirvelerinde.. Rabbim seni bir vesile ile çok sevdiğin, uğruna yaralandığın, yıllarca savaştığın Afganistan’a davet etti. Orada kardaki ayak izlerini gördü ve yanına çağırdı seni. Bilal ile, Tekiner ile, Pencir aslanı Mesutla birlikte binlerce şehidin ve kardelenlerin yanına… Şehadetin kutlu olsun. Sevgili Kardeşim Can Dostum Benim….

(www.dunyabulteni.net)







ÖZGÜR-DER’İN AÇIKLAMASI:

BAHATTİN YILDIZ ve FARUK AKTAŞ KARDEŞLERİMİZİ KAYBETTİK!

MÜSLÜMANLARIN BAŞI SAĞOLSUN!

Afganistan`da bugün Kunduz-Kabil seferi sırasında düşen uçakta Türkiyeli iki değerli kardeşimiz, Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş`ın da bulunduğu haberi hepimizi derinden sarsmıştır. İHH adına bir yetimhane inşası için gittikleri Afganistan`ın Kunduz vilayetinden dönüşleri sırasında bu kardeşlerimizin bindikleri uçak Kabil`e 100 km. kala düşmüş ve uçakta bulunan toplam 43 kişi hayatını kaybetmiştir.

Bahattin Yıldız Türkiye`de bütün Müslümanların yakinen şahitlik ettikleri çabalarıyla, fedakarlığı, içtenliği, samimiyeti ve tevazusuyla herkesin takdirini ve sevgisini kazanmış bir ağabeyimizdi. Afgan cihadına fiilen iştirak etmesi örneğinde görüldüğü üzere bedel ödemekten kaçınmayan bir kişiliğe sahipti. Ölümün gelip kendisini adeta sevdalanmışçasına bağlandığı topraklarda ve Allah için çabalarken bulması şüphesiz çok anlamlı bir son olmuştur.

İHH`nın Asya departmanı sorumlusu Faruk Aktaş da Pakistan`da eğitim görmüş ve bu bölgeyi iyi bilen bir kardeşimizdi. Kendisi de yetim büyümüş bir kişi olarak, emperyalist işgalin mağduru olan ve işgalin doğurduğu acıları, zulümleri, yoksullukları derinlemesine yaşayan bu coğrafyanın insanlarına yardım ulaştırmak, katkıda bulunmak için türlü sıkıntıları, zorlukları göze almaktaydı. Mazlum ve mağdur kardeşlerimizin yardım çağrılarını karşılıksız bırakmamak için çabalarken hayata gözlerini yuman bu kardeşimizin de hepimize güzel bir örneklik sunduğu açıktır.

Bahattin Yıldız ağabeyimizin de, Faruk Aktaş kardeşimizin de Hak Teala`nın rızası istikametinde bir hayat yaşadıklarına ve yaşadıkları gibi de öldüklerine şahitlik ederiz. Şahitlik kaygısı ve çabası içinde sürdürdükleri hayatlarını yine Allah`ın dinine şahitlik ederek noktalamışlardır. Zalimlere ve zulme karşı direnme, İslam Ümmetinin mazlum ve müstezaf çocuklarına sahip çıkma, kardeşlik sorumluluğunu yerine getirme bilinci ve azmiyle çaba sarfederken canlarını Rablerine teslim eden bu kardeşlerimizi Rabbimizin cennet nimetiyle mükafatlandırmasını niyaz ediyor; ailelerine, yakınlarına ve İHH camiasına sabırlar diliyoruz. Tüm İslam Ümmetinin başı sağolsun!





UÇAK KAZASIYLA İLGİLİ GENİŞ BİLGİ İÇİN BAKINIZ:

http://www.timeturk.com/ucagin-enkazina-henuz-ulasilamadi_125799-haberi.html