Menu
İnan Olsun
Deneme/İnceleme/Eleştiri • İnan Olsun

İnan Olsun


“inanmayacaksınız biliyorum, siz et insanlarısınız, dünya insanlarısınız, siz maddeden ötesini bilmezsiniz. inanamayacağınızı, aklınızın ve kalbinizin ve ruhunuzun bunu anlamaya yetmeyeceğini biliyorum.”


(Kadir Daniş)



Yaşamın tek tesellisi, ölüm. Ölümün tek tesellisi, inanç. “İnancını yitiren kişi, başka nereye sırtını dayayabilir?” diye soruyor Syrus. Cevap gelmiyor gelmesi gereken yerden. Olsun. Bazen soru başlı başına yanıttır ve bazen sükût ikrara kanıttır çünkü. Oysa nereye dayayacak, hiçliğe dayar ancak! Zira yasa budur: İnancını kaybedince insan, elinden kaçırmış olacağından teselli bulabilmenin de en önemli şartını, nihilist yaslara yaslar hiç kuşkusuz, sırtını.

Bu böyle iken, Tanrı’nın ve dinin ısrarlıca reddedilebilmesi meselesini aklım bir türlü almıyor. Aldırmaya uğraştım, denedim; yok, olmuyor! Çünkü dünyada sınanmak için bulunduğumuz gerçeğini es geçince, bu dekoratif koşuşturmadan geriye saçmalıktan, zırvalıktan, ürperten bir boşluk ve zihni iğdiş eden kudurgan bir nahoşluktan başka bir şey kalmıyor.

Bunu bildiğinden olsa gerek, “İnsan, inançlarını kaybedince çomarlaşıyor.” diyordu Cemil Meriç ve ekliyordu: “Dinsizlik irticaların en affedilmezi. En yiğit orduyu en miskin sürü hâline getiren veba.”

En miskin, en hodbin, en bedbin sürü. (Hem de bir sürü!)

En miskin… Çünkü kimse şehit ya da gazi değil de en fazla Niyazi olabileceğini bildiği bir hayatı mücadeleye layık bulmaz. Tembellik, buradan doğar.

En hodbin… Çünkü Yaradan yoksa her şey mübahtır, her niyet öncelikle şahsi (yani laf aramızda, hayvani) ihtiyaçların karşılanmasına yöneliktir ve tek kural koyucu kişinin kendisidir: tüm açlığı ve dizginlenemezliğiyle, azgınlığı ve kızgınlığıyla, canavarlığı, hunharlığı ve barbarlığıyla, ahmaklığı ve alçaklığıyla, sapkınlığı ve çapkınlığıyla, cümle zaaflarıyla, kendisi! Bencillik, buradan zuhur eder.

En bedbin… Çünkü toprağın koynuna girilince tamamen son bulacak hükümsüz bir hikâye için umut etmek ah-mak-lık-tır! Ve kötümserlik, işte buradan peyda olur.

Şöyle soruyordu hâlbuki şair: “Sonum yokluk olsa, bu varlık niye?”

Neden, niçin, ne diye?

Her şey yarınki yokluğa varış içinse, bugünkü bu manasız yarış niye?

Her şey yarınki hiçliğe eriş içinse, bugüne bu kendini veriş niye?

Çünkü nasıl ki geçmişi olmayanın geleceği olmazsa, geleceği olmayanın da şu ânı yok hükmündedir. Yani masada olsa da olur, olmasa da. (Olmaz olsun, olmasa da olur olan! – Olmaz olsun ulan!)

Bugün, “yarın” ile anlamlıdır nitekim. Şimdi, “sonra” varsa muhteremdir. Şimdi, şimdilik geçerlidir “sonra” yoksa. (Ki geçerliliği geçici olanın ahkâmı geçersizdir.) Hâlihazırda olup duranlar, ileride de bir şeyler –aynen değilse de bir biçimde– olup duracaksa kıymetlidir. Dünya, ukbâ ile manidardır. Gelecek yoksa olmayıvermelidir şu an da. İstikbal yoksa mazi de silinsindir, hemen, şu anda! İstikbal yoksa izmihlal olsundur. İzmihlal, yani mahvoluş. (Bir Müntehirin Notları yahut Fantastik Bir Retorik.)

Oysa inanmaktır ümit veren, insana. Ümit, yani hayatiyet. İnanmak, yani iman etmek yüce güce.

Hem hangi nadan, hangi yavan, hangi sefih ve hangi sefil veyahut hangi dâhi, hangi zeki, hangi akil ve hangi bilge; bir gün gelip de elindekini ve hatta en “elindeki” sandığı kendisini bile tepeden tırnağa yitireceği bilgisiyle sürdürmek zorunda olduğu bir ömr-i beyhudenin/ömr-i nafilenin/ömr-i fuzulinin sınırları içinde, mutlak ve sürekli bir mutluluğu geçtim, bir saadet kırıntısı olsun bulabilir ki?

Yüz bin yüzyıl da geçse, mümkünü yok, bulamaz. Zira kişinin varlığına da yokluğuna da anlam katarak, yaşamın da ölümün de dehşetli ızdırabını dindiren, dindir. Dindir gücün yetiyorsa dindirmeye ontolojik sancılarını din olmadan, muktedirsen buyur dindir.

Meydan senindir!


Halit Selim

1989’da Adana’da doğdu. 2011’de Kilis 7 Aralık Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Yazıları Cafcaf, Edebî Müdahale, Söğüt, Edebîce, Edebiyatist, Demlik Mecmua, Şahsiyet Mecmua, Agâh Kültür, İhtilal, Efruz, Mola, Kuytu, Gökmavi ve İfade dergilerinde yayımlandı. Denemelerini bir araya getirdiği Hasar Kaydı, 2023’te İz yayıncılıktan çıktı.2013’ten bu yana edebiyat öğretmenliği yapmaktadır.

Daha fazla görüntüle
Diğer Yazıları