Menu
BEREKET
Deneme/Eleştiri • BEREKET

BEREKET

Allah, göklerde ve yerde yarattığı her şeyi emrimize verir, hizmetimize sunar, görünür ve görünmez nimetlerle rızıklandırır. Yapmamız gereken şükretmek, nimetleri israf etmemek ve Rabbimizin hoşnutluğu amacıyla kullanmaktır.

Sebeplere bağlı olarak çalışırız, Rabbimiz ne kadar verirse onunla yetinir, kısmetimize razı oluruz. Bu kanaat etmektir. Ancak kanaat zaman zaman yanlış anlaşılan bir kavram ve "Allah bu kadarını nasip etti, yeterli” diye düşünerek tembellik ederiz. Böyle bir teville tembellik etmek, çaba göstermemek ise yanılgıdır.

Kanaat, verilenle yetinmek değil geçinmektir; o yüzden inanan insan, Hz. Süleyman(as) gibi daha fazlasını da ister Rabbinden. Peşinden koşulan her şey yok olacak, mal ve saygınlık burada kalacaktır; hiçbir zaman dünyanın ardına düşmemeli elbette. Zenginlik şımartmamalı, şükrü artırmalı.

Allah yolunda harcamak için dünya hayatında zenginlik ve mülk isteyebilir insan, bunun için çaba gösterebilir. Allah rızası için gayret etmek, hizmet etmek insanın fıtratına en uygun olandır; mutluluk sebebidir. Oturmak, tembellik etmek ise ızdıraptır.

İnsan elindekiyle yetindiğinde fiili duası olan çalışmak gibi, sözlü duadan ve dolayısıyla duanın bereketinden de yoksun kalır.

Allah hesapsız rızık verendir. Kimiz zaman kısar, kimi zaman genişletir, yayar. Rızıktaki bereket ise sadece Allah'ın lütfu iledir.

Bediüzzaman'ın ifadesiyle insanın hakiki rızkı, "âyetin hük­müyle taahhüd-ü Rabbanî altındadır. Beşerin su-i ihtiyarı karışmazsa, o zaruri rızkını herhalde bulabilir. Ne dinini, ne namusunu, ne izzetini feda etmeye mecbur olmaz."

Üstad bir de insanın, görenek belâsıyla tiryaki olup terk edemediği, zorunlu ihtiyaç hükmüne geçen mecazi rızıktan söz eder ki, "bu rızkı tahsil etmek hususan bu zamanda çok pahalıdır. Başta izzetini feda edip zilleti kabul etmek, bazen alçak insanların ayaklarını öpmek kadar mânen bir dilencilik vaziyetine düşmek, bazen hayat-ı ebediyenin nuru olan mukaddesat-ı diniyesini feda etmek suretiyle, o bereketsiz, menhus malı alır."

Allah’ın rızası dışında edinilen hiçbir şeyde, ne kadar bolluk olursa olsun, bereket olmaz. Bereket helâl kazançtadır.

Şöyle diyor İmam Gazali: “Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına vesile olur. Bereketli olmayan çok mal vardır ki, sahibinin dünyada ve ahirette felâketine sebep olur. O halde malın çok olmasını değil, bereketli olmasını istemelidir.”

Allah'ın, "yiyin, için, israf etmeyin" emri göz ardı edilen evlerde bereket olmaz, bolluk içinde yoksulluk yaşanır. Bereket, bollukta da darlıkta da şükürle yaşanan evlerdedir.