Saraçhane Parkı'nda kuşlar uçuşuyor..
Başka bir lisanla cıvıldaşan amma
edaları evrensel
mayası gülden karılmış çocuklar,
bırakıyor mini mini bedenlerini
gülüşerek
belki de aylardır suyu değişmemiş havuzun
yorgun kollarına.
Ufaktan perde kapattı lale festivalleri..
Pespembe parlayan erguvan çiçekleri;
öpüp koklanası bir
utangaç genç kız yanağı
gibi.
Hey kardeşim be!
Yahu her şey yerli yerinde sanki?
Bitlisli halonun kasketi
ve simitçinin helal lokma kazanan elleri
ve havada bu şehrin kokusu ki
esansında asırların
sevda ve umut rayihaları var gibi.
Gökten birbiri ardınca cemreler yağıyor..
İnşaat iskelesindeki ameleye zulüm;
Halep'ten hicrete mecbur olmuş
sokakları yurdu bellemiş
mavi gözlü
doğru sözlü çocuğa rahmet
bir güneş parlıyor.
Haydarpaşa Garı geliyor aklıma ansızın
Martılar, taze taze simitler, açmalar,
ve sokağın en derinlerinde yüzen tinerci çocuklar,
kavgaların döndüğü meydanlar,
ebediyen bahar olsun diye
kendini bilinmez bir dava uçurumundan atanlar.
Gün dönüyor yavaştan..
Sivrileşen fikirlerim
Ay dedenin merhametini talep ediyor.
Ve karar..
Gereği iyicene düşünüldü.
Avarelik istasyonuna bir bilet alınacak
ve tüm harplerde beyaz bayrak açılacak.
Misket bombasının şuursuz gayzından
bu şehre sığınmış muhacirûn
Kucaklanacak..
ve sevgi mürekkebi ile
bu hayat noktalanacak..