Menu
bedia koçakoğlu: aşkın şizofrenik hali SEVİM BURAK
Haberler • bedia koçakoğlu: aşkın şizofrenik hali SEVİM BURAK

bedia koçakoğlu: aşkın şizofrenik hali SEVİM BURAK



Yıllar Sonra Sevim Burak: Bedia Koçakoğlu’nun kaleme getirdiği Aşkın Şizofrenik Hâli/Sevim Burak’ı okuyorum.
Bu kitaptan önce Nalan Barbarosoğlu söz açtı. Konya’dan yeni dönmüştü. “Sevim Burak üzerine çok kapsamlı bir eserle döndüm.” Sordum, Nalan anlattıkça kitabı ille edinmek istedim. Bana niye almamıştı? Bitirince okumak istediğimi belirttim.
İki gün sonra, Ömer Erdem, Aşkın Şizofrenik Hâli’ni getirdi. M. Ali Çelik, Konya’da, Mimar Muzaffer Caddesi Rampalı Çarşı’daki Gençlik Kitabevi, hem Konya’da basın hayatına dair emek ürünü bir incelemeyi, hem Sevim Burak kitabını göndermiş. Açtım, Bedia Koçakoğlu bana imzalamış.
Aşkın Şizofrenik Hâli, Konya’daki Palet Yayınları’nın verimi. Kültür başkenti İstanbul’da afır tafır satan bazı yayınevlerinin bu çok ‘özenli’ kitabı görmeleri gerekir. 400 sayfa boyunca dizgi yanlışına rastlayamadım. Tertemiz hazırlanmış bir kitap. Yalın, zarif kapağını özellikle vurgulamalıyım.
Hemen okumaya başladım. Bilenler hatırlayacak: Sevim Burak benim için hiç eskimeyecek, unutulmaz bir yazardır.


Bedia Koçakoğlu 1980 yılında doğmuş. Belleğim yanıltmıyorsa, Sevim Burak’ı 1983’ün sonunda kaybetmiştik. Sevim Burak öldüğünde, Aşkın Şizofrenik Hâli’nin yazarı hepi topu kaç yaşında...
Hızla değişen, yaşam biçiminden değerlerine, mimarisinden mekânlarına boyuna başkalaşan Türkiye’de, bir dönemi, bir ortamı yaşamadan var etmek ne kadar zor; bazen geçmişi yazmaya yeltendiğimde, başıma gelenlerden biliyorum. Ama Bedia Koçakoğlu yaşatmış, var etmiş. İtiraf edeyim; hatalar, yanılgılar bulacağım diye dedektif gözlüğümü takıp okudum. Mimari coğrafyanın yansıtılmasında hevesim kursağımda kaldı. Yazar, öyle ayrıntıları yakalamış ki; Sevim Burak’ın çok sevdiği Kuzguncuk, tam o günlerdeki peyzajıyla belirmiş.
Bedia Koçakoğlu, bize yalnızca -görkemli- ‘yazar’ Sevim Burak’ı yansıtmıyor; hiç tanımadığı, yüzünü görmediği halde ‘insan’ Sevim’i de kazandırıyor. Sanki Sevim’i tanıdığım ilk evdeydim, Ayaspaşa’da. Duvarlarda, masalarda, yerlerde, dörtbir yanda ‘öykü tümceleri’; o, bütünüyle kendine özgü yazış! Ya da, Kuzguncuk’ta, ama artık -yazık ki- son dönem: Sevim Burak doktorlar ne yasaklamışsa tersine giden yolda: Turşu suyu içiyor. Artık eski günlerdeki gibi süslü püslü, şatafatlı giyinmiyor...


Ne var ki, Aşkın Şizofrenik Hâli/Sevim Burak, bu çok emek verilmiş, titizlikle, kılı kırk yararak kaleme alınmış eser, Sevim Burak’ın hiç bilmediğim ‘ilk’ hikâyelerini de armağan etti. Ben hep, ilk hikâye diye, “Beşten Sonra”yı bilirdim. “Beşten Sonra”yı, yıllar önce sevgili dostum Altan İlkin’in koleksiyonundaki Yenilik dergisinde okumuş, vurulmuştum.
Koçakoğlu’nun inceden inceye çözümlediği öteki ilk hikâyeler, Sevim Burak’ın daha baştan, ilk adımda, beylik olana ironik yaklaşımını, bir yandan da Çarlık Rusyası’nın edebiyatına yaraşır hüzün dolu anlatımını belgeliyor. Yanık Saraylar’da biraz kılık değiştirse de. İlk öyküler, Koçakoğlu’nun yararlandığı -Yapı Kredi Kültür Merkezi’ndeki- belgelik, Sevim Burak’la konuşmalar, işte geriye kalan ne varsa, dilerim, bir an önce bir kitapta derlenir.

Öyle anlaşılıyor ki, gününde hak ettiği ilgiyi devşirememiş -ama birçoğumuzu da büyülemiş- Sevim Burak artık ‘yarının yazarı’dır.
Bedia Koçakoğlu çıdam işi çalışmasının son bölümünü Mach 1’dan Mektuplar’a ayırmış. Önsözünü sevgili Karaca benim yazmamı istemişti. Karaca, bugün ayırt ediyorum, ne kadar haklıymış! 1990’da çevremdeki herkes ‘Yazma!’ dedi. Bir yaşama sevinci ve bir acı yalnızlık olan Sevim Burak, oğluna mektuplarda, burjuva ahlakı denen ikiyüzlülüğü fırlatıp atmıştır. Korkmuş, fakat Karaca’yı kıramadığım için yazmıştım. Koçakoğlu ‘anı-mektup’ diyor, tanımlarken. Öyle. Ve iyi ki yayımlanmış.
Gerçekten ‘primadonna’ Sevim Burak, öldüğünde henüz üç yaşındaki Bedia Koçakoğlu’na bu eseri dolayısıyla, duyumsuyorum!, bir başka âlemden sevimler gönderiyor şimdi...

(SELİM İLERİ, RADİKAL KİTAP, 12 HAZİRAN 2009)