Menu
ARZU ERDOĞRAL:
Haberler • ARZU ERDOĞRAL: "FASIL YOK MU FASIL?"

ARZU ERDOĞRAL: "FASIL YOK MU FASIL?"

Ooo... monşerler…(davranışlarında batı özentisi içinde bulunan, kibarlık budalası tipler)
Ooo… Türkiye’nin aydın yüzleri…
Ooo… rüyalarında kapıları bir bir devirenler…
Nakış, şarkı, saz semaisi gibi parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylendiği, adına da fasıl dedikleri toplantılarınız, bizi acayip gururlandırdığı için merak içerisindeyiz…

Yeni fasıl ne zaman acaba?, Kimler gelecek?, Aydın Doğan ne giyecek?,Fehmi Koru kimin masasına oturacak?
Bu sorular beynimizi kemirip duruyor…
Başka hiçbir şey düşünemez hale geldik…
Gündemde ki gelişmeler umurumuzda bile değil…
Baksanıza dayanamayıp, hafta başı demeden üstelik görgüsüzlük edeceğimizi bile bile soruyoruz ne zaman diye...!

Hadi itiraf edeyim…
Aydın Doğan tayfasının bu fasıllara ne için katıldığını hiç merak etmiyorum…
Vardır bir bildikleri deyip geçiyorum…
Nede olsa onlar için her şey bir planın parçasından ibarettir…
Sakın önyargılı bir davranışlar bütünü içerisine alınmasın bu düşünceler…
Zamanında ne kadar iyi niyetli bir yaklaşım içerisinde olup da “saf irticacı” yerine koyulduğumuzu unutmamak gerekir…


En insani değerleri içerisinde barındıran kurallar manzumesi, bizi onlar hakkında gereğinden çok daha iyi niyetli hale getirmişti bir zamanlar…
Sonra balyozları kafamıza kafamıza çaktırmadan vurduklarında anladık Türkiye’nin yüzölçümünü…

Kafamız dağınık, yerler asfaltsız dediğimiz günlerde de yeşil mahallenin çocuklarını adam sandık…
Kandırıldık, aldandık…
İnsan hakları, özgürlük, dava gibi sözcükleri ayaklarının altına aldıklarının bile farkına varamadık…
Sebep bu ya, şimdi onların fasıllarının hastasıyım…
Fehmi Koru, Elif Çakır, Erhan Çelik ve daha niceleri…

Riyakarlık diz boyu…
Olsun…

Doğan medyasını yerden yere vuruyorlarmış,…
Ne yapsınlar yani…

Sonra da onun yanında yer almak için damdan seni bile atarlarmış…
Eee…boş versene..

Şaşırmıyorum ki ben, onlar için çizdiğim resim netleşiyor…

Eskiden derdim bende…
Hem bir şeyleri savunuyor gözükeceksin, hem de savunduğun değerleri önce kendin çiğneyeceksin…

Bu tiplerin tarihte ne alçakgönüllü bir davranışlarını, ne bir başörtülüye yardım ettiklerini, ne de çıkarları olmadan hareket etmediklerini görünce anladım yağmurlu havada şemsiyesiz dışarı çıkılmayacağını…

Ağır mı oldu biraz…
Yok olmadı…

Gördüklerim ve bildiklerimden sonra az bile bunlar…
Fasıla katılanlardan ticaretle uğraşan birileri var mesela…
Servetlerini dindar insanların sırtından kazanıp, onlarla bir arada gözükmemek adına neler yaparlar bir bilseniz…

Diğerleri ise muhafazakar kanal ve gazetelerde çalışıp kendi gibi olan tek insana yardım etmezler, ama kendi görüşlerine karşı olan insanları çalıştıkları kuruma aldırmak için nasıl da bir çaba sarf ederler anlatamam…
Kaç kişi bu tiplerin ikiyüzlülüğü sebebi ile mağdur oldu bir bilseniz…

İşte bu neden ile fasıl tarihlerini çok merak ediyorum…
Gerçek duygularını hava atmak uğruna açığa vuruyorlar ya…
Nasıl da başlarının göğe erdiklerini sanıp da küçük duruma düşüyorlar…

Sadece gülüyorum…

Birde, fasıl muhabbetlerinizi görgüsüzce anlatıp o gururlanmaları yok mu?…
Evet diyorum, sonunda başardılar…
Aydın Doğan’dan üçü bir yerde altın kazandılar…

Ama dikkat edin, boynuzunuza takıp düşürmeyin…
Sonra ipinizi istedikleri yöne çekemezler…
Ortada kalıp alemi kendinize güldürürsünüz sonra…

Hadi dostlar faslınız bol olsun…
Unutmadan…
Yeni fasıllar da size Doğan’larda yetmez…
Biraz daha çalışın…
Ha gayret…
Kim bilir, belki fasıllardan birini de İsrail’de gerçekleştirirsiniz

(HABERVAKTİM, 12.05.2009)