Menu
ateşten kelimeler...
Haberler • ateşten kelimeler...

ateşten kelimeler...



-"Ömer Lekesiz, geleneksel şerh metodunu, modern zamanlarda kaleme alınmış şiirler üzerinde izdüşümsel bir rüya diliyle yazmış “AteşTen Kelimler”inde… Ten, bedenle ruh arasındaki can’a, dokunmaya, değmeye dair bir imkan olarak beş duyudan en mütekamiline denk gelen bir ifade… Gözü, kokuyu, tadı ve işitmeyi kendinde tümleyen dokunma yetisi, tene dair ferdileşme şansını doğuruyor çünkü… Bizi biz yapan hikayeler, eninde sonunda ten’de düğümleniyor. Ten; ateşle gül arasındaki İbrahim Peygamber misali, bedenle ruhun arakesiti… Sekiz eski şiirden, sekiz yeni hikayeye yol açan bu kitap, ışığı göğsünde parlatarak çoğaltan bir aynayı hatırlattı bana." (Sibel Eraslan, Gerçek Hayat, 27 Kasım 2009)

-"Her sanat yapıtı yazarından, şairinden kopmaya, okurunca yeniden üretilmeye yazgılıdır.  Bunun bir belirtisi olarak eleştirmen ve yazar Ömer Lekesiz, çıkış noktasındaki bu eserleri adeta yarıyor, örtülü gerçeklerine sokuluyor. İlintili kavramların somut anlamlarını araştırırken, bir yandan da birer tasarım öğesi denebilecek kelimeleri şiirlerinden özgürleştiriyor." (Reyhan Yıldırım, idefix , sabitfikir.com, 1 Aralık 2009)

-Ömer Lekesiz, söz konusu şiirlerin her birinin dünyasını, kendi özge ve özgür dünyasıyla meczederek 'divan şiiri' tadında 'aşkla' okunabilecek bir dil ve atmosfer yaratmıştır. AteşTen Kelimeler, 'ten yangını'ndan 'tin yangını'na ulaşan uzamda derin bir yolculuk. (Cafer Keklikçi, Milli Gazete, 02 Ocak 2010)

-“Ömer Lekesiz kitaptaki metinlerdeki edebi niyetini “taklidi bir dille de olsa şerh dilinin arkeolojisine yönelmek” olarak açıklıyor. Yazar bir bakıma eski edebiyatımızdaki şerh geleneğini bugüne taşıyor. Kitaptaki metinlerde okur tasavvufla da, mitolojiyle de, felsefeyle de karşılaşıyor. Bir şiiri şerhederken tıpkı şerh geleneğimizde olduğu gibi kimi zaman yine şiire başvuruyor. Sayfalarda Kerküklü Nev-rûzî, Şeyh Galib, Nâbî, Fuzulî gibi şairlerin eserlerini okuyoruz. (…) Ateşten Kelimeler, aynı zamanda bir aforizmalar kitabı olarak da okunabilir. Yazar; ağlamak, akşam, uyku, mağara, put, gönül, kelime, rüzgâr, uzak, el, eldiven, siyah, beyaz gibi kelimeler üzerinden altı çizilecek cümleler kurmuş. Kısacası Ateşten Kelimeler, edebiyat okuruna okuma hazzı vaat ediyor.” (Murat Tokay, Zaman Kitap Zamanı, 04 Ocak 2010)

-“Ömer Lekesiz, kelimeleri ateşte sınayıp arındırıp bir imge sağanağı yaratır ve imgeler: sırrü'l sır'ın sır perdesinde sır olurlar. Aslında kitap boyunca yaşanan bu sağanak nedeniyle imgeler durmaksızın birbirlerini imha ederler. İmgeyle imgelenen arasındaki ilişki hemen sonra gelen imgeyle tersyüz edilir; öne çıkan bir görüntü hemen yıkılır, yok edilir. Aslında imge yoktur hep imgelenen vardır ya da başka söyleyişle gösteren yoktur, hep gösterilen vardır. "Hem gerçek dediğimiz nedir ki? İnkarımızla gerçekleşenin gerçekliğinden başka!" Evet, şimdi; Ateş'in aşkla; Kelime'nin Kün'le ilişkisini dolayısıyla aşkla kün arasındaki ilişkiyi hep hatırımda tutarak; Ömer Lekesiz'in avuçlarıma bırakıverdiği Ateşten Kelimeler'i okumaya başlayabilirim.” (Cemal Şakar, Yeni Şafak Kitap, 6 Ocak 2010)

***

Ömer Lekesiz’in yeni kitabı ATEŞTEN KELİMELER Selis Kitaplar arasından çıktı…

ATEŞTEN KELİMELER’deki metinlerin, şiir çözümleme yazıları olmadığı; sekiz şiirde yer alan kimi imgelerden hareketle üretilmiş sekiz öznel şerh olduğu kitabın girişinde vurgulanmış; metinlerdeki edebi niyetin, her biri bir yıldız olan şerhlerin dünyasından uzakta olanları, taklidi bir dille de olsa, şerh dilinin arkeolojisine yöneltmekten ibaret olduğu, bu yüzden metinlerde zikredilen ayetler, simgeler ve imgelerin geniş bir coğrafya ve kültürden seçildiği belirtilmiş

*

ATEŞTEN KELİMELER’de şu şiirler şerh edilmiş:


Ağlasak (Celal Sılay)
Her Akşamki Yolumda (Ziya Osman Saba)
İbrahim (Asaf Halet Çelebi)
Bir Gün İcadiye’de (Ahme Hamdi Tanpınar)
Rüzgar (Sezai Karakoç)
Yağmurlu (Gülten Akın)
Nişanlı Koltuğu (Hüseyin Atlansoy)
Karagözlü Eldiven (Laedri)

ARKA KAPAK YAZISI:

Söylenemez aşk, hal diliyle hecelenir.
Söylenemez aşk, bir kapta duruldukça bulanan, bulandıkça durulan su gibidir.
Söylenemez aşk, damla damla gözyaşlarına vurulur.
Söylenemez aşk, ona tuza koşan kuzular gibi koşulur.
Söylenemez aşk, Ahmet Gazali’nin su içtiği hikmet çeşmesinden sunulur.
Söylenemez aşk, müzmin bir baş ağrısında, uykusuzluktan kızarmış gözlerde tutulur.
Söylenemez aşk, söyleyememenin eşiğinde usanmadan durulur.
Söylenemez aşk, kalpten kalbe gerilmiş incecik bir iptir, hep onun üstünde yürünür.
Söylenemez aşk, reyhan reyhan kokulur.
Söylenemez aşk, hem simurgtur, hem simurgu arayan otuz kuştur.
Söylenemez aşk, bir Monna Rosa şiiridir bağrı yanıklar tabyasına okunur.
Söylenemez aşk, söylenirse bulut bulut hüzünlere bürünür.
Söylenemez aşk, söylenirse Adem ile Havva’nın cennetteki tatlı mahçupluğunu tekrarlamak olur.
Söylenemez aşk, söylenirse mum söner, pervane divane olur.
Söylenemez aşk, söylenirse tüm kelimeler muamma olur.
Söylenemez aşk, söylenirse her sıla gurbet olur.